beyne doğru ve pozitif kodlama

Hayatın akışı içerisinde hayatın değerini, anlamının sorguladığımız anlar sadece hayattan büyük bir “sille” yediğimiz ya da çok ağır tecrübeler aldığımız zamanlara denk gelir. İşte biz bu yazımızda büyük adımlar atmamıza olanak sağlayacak, hayatımızın tümüne etki edecek kararlarımız için beynimize doğru ve pozitif kodlama yapacağız.

Herkesin bu hayatta belirli rolleri ve bunun sonucu olarak sorumlulukları vardır. Biz de hayatın bize verdiği bu görevlerin altında ezilerek belirli bir rutinde yaşıyoruz. Kendimize kısa ve uzun vadeli hedefler koymadığımızdan dolayı da için de hayat amacımızın olmadığı fikrine kapılarak hissediyor ve her bir olumsuz durumda yakınmaya başlıyoruz. Böylelikle yaşama zevkimizin azaldığını veya bittiğini görüyoruz. Karamsar olduğunuz zamanlarda tam da bu duyguları hissediyorsunuz değil mi !

Bizim bireysel olarak hayatta varoluşumuzun bir misyonu olmalı!

11-2Çocukken bir şeyin hemen olmasını isterdik, düşünürken bile heyecanlanırdık, sonra vakit kaybetmeden hemen gidip yapardık. Şimdi o kadar eğitim alıyoruz, tecrübeler ediniyoruz ama gerçekleştirmek için öz güven bulamıyoruz; ya da şuana kadar olan kötü tecrübelerimizi hatırlıyoruz, mücadele ruhu bulamıyoruz kendimizde, korkuyoruz. Başarısız olmaya korkuyoruz. İlk önce başarısızlığı düşünüyoruz.

Herkesin aslında gerçekleştirmek istediği idealleri vardır; üstü örtülmüş, gizli, kapaklı, “aralarda kalmış”…

Bize başarısızlık korkusu sonradan öğretilen bir öğreti. Normalde yüksek sesten ve düşmekten korkarız…. Onun dışında başarısızlık korkusu hayattaki mağlubiyetlerimizin bize öğretisidir. Onun için çocuk ruhlu olup istemekten heyecanımızdan vazgeçmemeyi öğrenmemiz gerekiyor. Unutmayın! Kaç kere düştüğünüzün hiçbir önemi yok, önemli olan kaç kere ayağa kalabildiğinizdir.

Bilinçaltımız yaşamsal fonksiyonları kendi görevi olarak almış bizim uykumuzda bile gerçekleştirmektedir. Aksi takdirde biz unuturduk, bilinçaltımıza ne kaydedersek tüm yaşamımız boyunca onu vazgeçmeden temel görevi olarak tanımlayıp uygular, biz de hedefimizi çok iyi belirleyip tamamen ona odaklanırsak, bilinçaltımız sürekli o noktaya varmak için sebepler ve sonuçlar geliştirir, “Başarmak için başarısızlığı düşünmeyeceksin!” Beynimizin sadece sonuca odaklanması için, her durumda bir çıkış yolu vardır komutunu verirsek, beynimiz sürekli çıkış yolları üretmeye çalışır. Siz uyurken bile beyin çıkış yolları üretir, dinlendiğiniz anda muhteşem fikirler aklınıza gelir, “Bir şeyi 40 kere istersen olur” derler ya bu cümlenin çıkış noktası bu mantıktır.

11-3“Pozitif düşünmek ve olumlamak” tabirlerini biraz daha anlaşılır şekilde açıklamak gerekirse;

Düşünce de bir enerjidir. Yoğunluğuna göre Hertz dalgalarından daha fazla olarak dalgalar evrene yayılır. Bu yayılan dalgalar, çevremizde ışınım yapan titreşimler yaratır. Bu titreşimler, irademiz dışında, bu düşüncenin konusuna eğilim gösteren diğer düşünce titreşimlerine çarpar. Güçlü irade ve arzu ile yönlendirilen düşünce titreşimleri, istenen mesafe ve mekana ulaştırılır (Uzaktan enerji gönderme). Kendisine düşünce formları gönderilen kişinin çevresinde dalgalanır. Telepati, sevgi veya olumsuz duyguların karşıya iletilmesi bu formülle olur. Düşünce formları fiilen kapsadıkları enerjiye doğrudan etki eder. Düşünce ile oluşan beyinsel hareket, organizma hududunu aşar, aurayı titreştirir. Bu titreşimi uzağa iletir, sonra onları almaya uygun beyinlerle irtibata geçirir.

11-4Bozuk titreşen bir hücre bile, organizmada duygu ve düşüncelerde olumsuz etki yapar. Olumlu veya olumsuz bir duygunun düşüncelerimize, fizyolojimize etkilerini moral olarak tanımlıyoruz. .

Beden, uygun şartlar altında her zaman orijinal yapısını kazanma eğilimine sahiptir. Kıskançlık, öfke, nefret, korku, evham gibi hisler kalıcı huy haline dönüştüğünde, ciddi organik değişiklikler yaratabiliyor. Olumsuz duygu ve düşünceleri değiştirdiğimiz zaman, fiziksel olarak da değişime uğruyoruz. Doktor Carles Philmore, "İnsan bedeninin ihtiyacı olan bütün ilaçlar zihinsel olarak üretilmektedir, zihindeki yenilenmeler, vücuttaki hücrelerin de yenilenmesine sebep olur." der. Düşüncelerin şekline göre vücudumuzu bozabilir veya yeniden yaratabiliriz. Yaşamımız da bu döngünün içindedir. Ruhumuz sürekli özüne, aslına dönmek, bütünleşmek adına gelişmek ister. Gelişmesi için deneyim yaşaması lazımdır. Bilgi, olayı değerlendirmeye alabilmek için gerekli olan altyapının bölümüdür. Gelişme, tekamül için bilginin deneyimlenmesi, uygulanması lazımdır. Ruh, sürekli ihtiyacı olan için düşünce, şekil üretir. Bu hayallerle evrene talep vermektedir. Ona ihtiyacını bildirmektir. Ve evren, bu titreşimlere uygun enerjilerle yeni oluşumları, kişinin yaşamına verecektir.

11-5Aslında NE DÜŞÜNÜRSEK OYUZ…

Vücudunuz bir şeyi istediğinizde hemen onun oluşması için gerekenleri yapıyor, size kalan sadece olumlu düşünmek. Hayatta bir misyon edinirseniz ona ulaşmak için bir vizyonunuz olursa, küçük olaylardan hemen karamsarlığa düşmezsiniz, ve küçük olaylarda boğulmazsınız. Hayatta fiziken sınırlı güçlere sahip olabilirsiniz, ama beynin gücünün sınırı yok, hayalleriniz uçsuz bucaksız olabilir ve buna inandığınız takdirde ulaşırsınız.

Büyük Düşünün!

Avucundaki kelebeğin yaşayıp yaşamadığı senin elinde…