Mısır şu yakın zamanda yaşadığı olumsuz olaylardan etkilenmemiş olsa aslında kendine hayran bıraktıracak kadar özel bir yer. Öyle ki size anlatacağım bu gezide çevremdeki güzellikleri kaçırmamak için gözümü kırpmak istemedim. Sizinle birlikte şöyle Kahire’den başlayıp Sudan’ın kuzeyine kadar uzanan muhteşem yolculuğumu paylaşmak isterim. Haydi başlayalım…

mısır piramitleri çölİlk gün büyük organizasyonlarda başarılı olan şirketlerden biriyle Kahire’ye doğru yola çıkıyoruz. Yaklaşık İstanbul’dan 2 saat 10 dakika kadar kısa bir süre sonra Kahire’deyiz. Bu tura başlamadan önce size muhakkak tavsiyelerde bulunurlar; “bilmediğiniz yerlerden yemek yemeyiniz diye” Gerçekten de hijyen anlayışları çok zayıf, yemek kültürleri de yok, yemeği dışarıda asla yememelisiniz, bünyeniz hassassa hiç tavsiye etmem. Bu genel, kirli ve hijyen olmayan duruma yerel halk içimizdeki güzellikle ilgilenmekten dış güzelliğe fırsat kalmadı” diyerek anlatıyorlar. Ertesi gün muhteşem bir güne başlıyoruz. Keops Piramidi ve Sfenks, Kral, Kefren’in mezarını gezmeye başlıyoruz. Aslında buralarda çok “sarı sıcak” yani tam çöl havasın var, dışarıda durmaktan çekiniyorsunuz. Sanırsınız ki sadece güneş sizin için geceden tüm sıcaklığını biriktirmiş hünerini göstermek için çabalıyor. Çölün ortasında develerin geçişi ve arkasında Mısır Piramitlerinin muhteşem manzarası sizi büyülüyor.

luxorKahire’ye tekrar İstanbul’a dönmek için geri dönüyor olacağız ama şimdi daha güneye inmek için daha küçük çaplı bir uçağa biniyoruz. Luxor bizi bekliyor… Kahire’den Luxor’a yolculuğumuz yaklaşık bir saat sürüyor. Krallar Vadisi ilk durağımız, Krallar Vadisi bağımsız bir zaman gibi çağırıyor, oranın bir büyüsü var o zamanları düşünüp kendinizi o zamanda yaşayan nadide bir asilzade hissediyorsunuz. Sanki orada tarihinizin peşine düşmüş ve bir şeyler keşfedecekmiş gibi araştırmalara başlıyorsunuz… Tam bir yer daha keşfediyorum cümlelerinden birini kurarken buraların kapanış saatinin yaklaştığını duyduğunuz bir uyarı sesi, doyamadık ama sırada Hatchepsut Tapınağı var bunu düşünmek bir nebze üzüntümüzü alıyor. Tapınakta dolaşırken keşke zaman somut bir şey olsa da ellerimle sımsıkı tutup akmasın istiyorsunuz.

Hatchepsut TapınağıBu kocaman güzel geçen günün ardından nehir gemilerimize binip beş gün sürecek tadına doyulmaz eşsiz bir yolculuğa doğru yola çıkıyoruz. Nil bütün görkemiyle asırlara tanıklık etmiş bilgeliği devasa bir alçak gönüllülük katmış haliyle bizi tarihe yolculuğa çıkarmak için bekliyor. Öyle’ ki sadece adı kısa kendisi, bizi o tarihlere götürecek kadar uzun ve o zamanlardan elde etmiş tarihi kişisel dokusuyla karakteristik bir su haline gelmiş.

mısır egyptNil nehri bolluk bereket, hayatı temsil eden güneşi ana tema olarak kabul edip; doğu yakası güneşin doğuşunu, hayatın başlangıcını temsil edip, yaşam alanlarıyla ve üretim alanlarıyla süslenmiş, Batı yakası ise güneşin batışını hayatın bitişini temsil edip bütün ölüleri için tapınaklarla donatmışlardır. Evet “donatılmış” dediğimin farkındayım, ama bir tapınak bu kadar devasa, etkileyici ve büyüleyici olamaz burada bunlardan sayısız olunca haliyle büyüleniyorsunuz. Buraları gezerken hiçbir kareyi kaçırmamak için kamera, fotoğraf makinesi ne varsa hepsini kayda aldım ama yine de kaçırdığım bir an varsa diye korktum.

kama luxor tapınakİlk önce Karna ve Luxor Tapınaklarını ziyaret ediyoruz. Edfu tapınaklarına ulaşmak için biraz daha güneye doğru yol alıyorum. Edfu’ya ilk önce günlük yaşantısını çözmek için faytonlarla gezi düzenliyoruz. Bu geziler birbirinden farklı hayat hikayeleriyle dolu; çok doğal, çok sıradan ama çok etkileyici! Çok fakirler, hijyen yok, ama mutlular tam anlamıyla bir mucizeyi gerçekleştiriyorlar çünkü tam uçlarda yaşıyorlar çok fakirler ama çok mutlular. Bu bölgeyi gezimizin ardından tekrar gemimize doğru hareket ediyoruz.

Gallabia GecesiBu arada gemide her gece muhteşem organizasyonlar yapılıyor. Eğlencelerden biri Gallabia Gecesi … Hatta bu eğlenceyi o kadar ciddiye alıyoruz ki herkesin Gallabia alması gerekli olduğu söyleniyor. Nil’in yerel sakinleri geceleri küçük sandallarla gemimize yanaşıp İngilizce ve Fransızca “iyigeceler” bayan diyip pencerelere doğru sesleniyorlar. Bundan haberimiz olmadığı için ilkbaşta yabancı karşılaşsakta sonraki zamanlarda sırf bu görsel kültürel şöleni izlemek için geminin terasına çıkıyoruz. Bürün misafirler bir sonraki gece düzenlenecek olan gece için Gallabia’larını yerlilerden temin ediyorlar. Evet şimdi hazırız! Herkesin özellikle süsleneceği bir gala gecesi yarın bizi bekliyor olacaktır.

Ertesi gün Edfu’ daki Horus tapınağını ziyaret ediyoruz. Güzel fotoğraf çekimlerinden sonra gemiye geri dönüyoruz ve akşama kadar gemide güneşin bizi şımarttığı terasta akşama kadar dinleniyoruz.