Diplomatik İlişkilerde önemli başarılara imza atan, şu sıralarda Birleşmiş Milletler bünyesinde projesi olan genç başarılı bir uluslararası ilişkiler uzmanına sayfamızda yer ayırmak ve onun başarılı kariyer çizgisini kendisinden öğrenmek istedik. Bu nedenle Sayın İdil Öztığ ile keyifli bir sohbet yapmak istedik.

Genç, başarılı, uluslararası ilişkiler eğitimine hayatının önemli bir zamanını ayırmış dünya çapında ses getirecek projeleri olan İdil Öztığ’ı tanımak isteriz?

idil öztığ2004 senesinde İstanbul Üniversitesi Uluslar arası İlişkiler Bölümünü başarı ile bitirdim. Aynı sene Avrupa Birliği’nin Jean Monnet bursunu kazanarak İtalya’da (Siena Üniversitesi) Avrupa Politikası master programını tamamladım. Bu süre içerisinde İtalyanca öğrendim.

2006 senesinde Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladım. 2008 senesinde Birleşmiş Milletler’de Genel Sekreter yardımcısı Robert C Orr’un başkanlık ettiği Siyaset Bilimi departmanında danışman olarak çalıştım.

2009 yılında İngiltere’de (Essex Üniversitesi) siyaset bilimi ve söylem analizi üzerine araştırmalarda bulundum. Aynı sene Almanya’da (Tübingen Üniversitesi) siyaset bilimi doktora programına başladım. Doktoramı 4 sene içerisinde üstün başarı derecesi ile bitirdim.

Birleşmiş Milletler’de Robert C. Orr ile birlikte çalışmak nasıl bir duygu?idil öztığ 2

Kendisi ile tanışmadan önce kapıda beklerken biraz gergindim. İçeri girdiğimde beni samimi bir şekilde karşıladı. Harvard Üniversitesi’nde doktorası var ve Mandarin Çincesi biliyor.

Toplantıları oldukça verimli geçiyor. Gerektiğinde ciddi, gerektiğinde ortamı rahatlatmasını biliyor. Onunla çalışmak çok keyifliydi. İnsana müthiş bir enerji, motivasyon veriyor.

Yurt dışına gittiğinizde akademik anlamda Türkiye ile yurt dışı arasında nasıl bir fark gözlemlediniz?

idil öztığ 3Türkiye ile yurtdışı arasında ne kadar fark olduğunu İngiltere’de araştırma yaptığım yıllarda fark ettim. Türkiye’de çoğu üniversitelerde hocalar ders anlatıyor, öğrenciler not tutuyor. İngiltere’de ise öğrenci sürekli hocaya meydan okuyor, dersler öğrenci ile hoca arasında çetin tartışmalar ile geçiyor.

Sistem insanları sürekli yeni bir şey söyleme, yeni bir şey bulma konusunda teşvik ediyor. Orada sistem daha acımasız. Üniversitede çalışan hocaların her yıl belli sayıda makale yayımlaması gerekiyor. Türkiye’de de artık standartlar yükseliyor, yayın şartı vs. aranıyor, ama kendini yenilemeyen birinin orada tutunması mümkün değil.

Genelde doktora uzun soluklu bir süreç. Almanya’da böylesine zorlu bir programı nasıl 4 sene içerisinde derece ile bitirdiniz?

İlk iki sene çok zorlu geçti. Yeni bir soru, yeni bir argüman bulmak oldukça zor. Saatler, günler, aylar süren literatür taramaları, düşünmeler, sorgulamalar, kütüphane ve kahve. Yeni bir şey üretmek düz bir süreç sonrası olmuyor maalesef. Deneme, yanılma, hatta sayfalarca yazdığın şeyleri çöpe atma, umudunu kaybetme ve sonra tekrar başlama ile geçen bir süreç. Yeni bir şey bulmak sarsıcı bir duygu. Daha önce kimsenin ileri sürmediği bir argüman bulmak insanın kendi kendisi ile baş başa kalması demek. İyi bir doktora danışmanı insanı o sürece girmeye teşvik ediyor, ama oradan çıkabilmek, yolunu bulabilmek insanın kendisine kalmış bir şey.

Bu kadar başarılı bir eğitimden sonra şimdi neler yapmak istersiniz?

Şuan üniversitede çalışıyorum, ama farklı alanlara da açığım. Akademiyi tamamen bırakmayı düşünmüyorum ama danışmanlık, köşe yazarlığı da yapabilirim. Doktora tezimi sınır stratejileri üzerine yaptım. Dünyanın hemen hemen bütün sınırları ile ilgili data topladım. Bu konularda devlete ya da özel sektöre danışmanlık yapabilirim. Ama en büyük hayalim Birleşmiş Milletler’de üst düzey yöneticilik yapmak.

Başarılı kariyer çizginizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederiz. Umarım sizi hayaliniz olan yerlerde görürüz ve gurur duyarız. Başarılarınızı artarak devamını diliyoruz.