Bu konuyu, insanı erdemli yapan özellik olduğu için önemle vurgulamak istedim. Normalde bu cümle en zor ve en karışık zamanlarda kendimize yönelmek ve durumu sağlıklı sorgulamak için söylediğimiz bir ünlem cümlesidir. O zaman bunu birde sosyolojik açıdan değerlendirelim. Bu bizi erdemli kılan özellik incelenmeye değer!..

Normalde mezun olduğunuz bölüm sorulduktan sonra “mezun olduktan sonra ne işine yarayacak?” diye bir soru cümlesiyle karşılaşırız!.. Çok değerli bölümler vardır ve siz kendinize göre bir yol, yöntem belirlemişsizindir ve sizin verilecek klasik olan cevaplarınız vardır!.. Bu soru bana sorulduğunda “yalnızca kendimi geliştirmek için okudum” derdim… Benim üniversiteyi okurken herkesten farklı bir amacım vardı!. Bilinçli bir şekilde olayları ve olguları yorumlamak, sağlıklı muhakeme yeteneğine sahip olan bir birey olmak!.. Ben ilk önce kendimi geliştirmeye önem verdim!. Hangimiz bu günlük işlerin karmaşıklığına ve hızına kapıldığımız yaşam sürecinde kendimiz için bir şeyler yapabiliyoruz? Ya hakkaten bu hayatta…

kendin için ne yaptınKendiniz için ne yaptınız?

Sosyoloji zaten bu hayatta olup biten şeylerden beslenir. “Başkalarıyla” uyumlu bir şekilde yaşamak için bir sürü bilgiye ihtiyacımız vardır. Sağduyu bu ihtiyaç duyulan bilginin adıdır. Sosyologlar size objektif olarak olaylara yaklaşmanıza yardımcı olur. Siz olayların içinden dış dünyayı algılamaya çalışırken, onlar olayların her iki yüzünde de kalmaya mecburdurlar. Yetkin hükümler vermek her zaman itiraza mahkumdur. Bu nedenle sosyoloji bir yorumlama ve yeni bakış açıları sunma yetisi sunar.

Hadi şimdi sosyolojik bakış açısıyla ile sağduyuyu( genel olarak hayat hakkındaki ham bilgi ) inceleyelim:

teraziSorumlu konuşma: Sosyologlar (toplum bilimciler) beklenen, mevcut kurallarla beslenmiş önermelerle geçici, sınanmamış tahmin grubunda yer alan savlarla herkesin görebileceği ve anlayabileceği ayrımlar yapmaya özen gösterirler. Her bilgi, bulguların yanlış olduğunu kanıtlayacak herkese açıktır. (Dikkat! Şu son cümleyi bence bir daha okuyun) Biraz saygıdan sebep, dinlemeyi bir sanat haline getirmek gerekir. Ne kadar karşıt, ya da yersiz olurlarsa olsunlar “öteki” görüşler saygı duyulmayı hak eder, görmezlikten gelinemez ve sessizlikle geçiştirilemezler. Bir sözün arkasında ona kefil olan o kişinin yaşı kadar sayılı yıl vardır.

Alanın büyüklüğü: Şu gerçek göz ardı edilmemelidir ki, hayat şartlarının olağanın üstünde çeşitlilik göstermesi veri olarak beslenecek kaynak olduğunda, kişisel olan deneyim hiç tartışmasız bir biçimde kısmi ve tek yanlılık sergiliyor olacaktır. Sağduyu ile, kişilerin hayatlarını yaşadıkları dünyalar çokluğundan çıkarılan başka hayatların deneyimleri ile karşılaştırılırsa doğru değerlendirilebilir.