iyi ekip kurmakİş hayatı, yaşamımızın belli bir kesitini oluşturduğu için, sosyo-kültürel olanak ve şartlarımızdan birebir etkilenmektedir. İnsan kaynakları da genel yönetim uygulamaları ile paralellik göstermektedir.

80’li yıllarda talebin yüksek olduğu ama üretimin yani arzın sınırlı sayıda olduğu dönemler. Üretim yurt içinde olmadığı ve yeniliklerin hepsinin Amerika’dan gelmesini bekleyip batı hayranlığının oluştuğu bir dönem. Bu sosyal ve kültürel yaşam şeklimizdi, iş hayatına bakalım; herkes iş arıyor haldeydi, rekabet hat safhadaydı, burada iş bulamayıp batı hayranlığının da tetiklemesiyle beyin göçlerinin yaşanması… Bu dönemde çok iyi bir üniversite okuyup (üniversite okuyanların sayısı sınırlı idi) mezun olmak bile üretim ve iş olmadığı için gereksiz görülürdü. Herhangi bir iş buldunuz girdiniz diyelim, “personel müdürü’nün çalışanların ne düşündüğüne dair çalışmalar yapması!.. bu dönemde böyle bir düşünceden eser yok!..

markalar90’lı yıllarda Japonya yükselir ilgi Uzakdoğu’ya yönelir. Gündemimize kalite gelip yerleşir. Kalite anlayışı; sırasıyla ürün, müşteri ve çalışanda beklentileri karşılama yönünde eğilim gösterir. “Çalışanlar en önemli değerdir” algısı kalitenin bir buluşu haline gelir.

2000’li yıllarda, pasif, iddiasız, kaliteyi önemsemeyen şirketler silinmeye mahkum olurlar, Küresel boyutta sert yaşanan kapitalist bir süreç yaşanmaya başlanır. Bu süreçte öne çıkan vurgu “iddialı” olmaktır. Marka değer kazanır, markaya yatırım yapan başarır ve ilerler, yapmayan ise belli bir markanın altına girip taşeron olmak zorunda kalır. Güçlü olmazsanız eleneceğiniz bir dönemdir.

mutlu çalışanBiz tabi şuanda kurumsal olan ve başarıyı hedeflemiş, belli bir duruşu olan firmalar için düşünce üretiyoruz. Marka olmayan, kurumsal bir işleyişi olmayan firmalar; üzgünüz onlar için uzun vadede bir gelecek görmüyoruz!

Günümüzde iş hayatındaki yönetim modeli ise; çalışanlarına değer veriyorlar, “çalışan memnuniyeti” başarının ilk kabul edilmesi gereken adımı, çalışanlar bilinçli ve iş sahası çok, küresel anlamda yersiz, zamansız ve mekansızlar… Bu anlamda bu çalışanlar tarafından seçilmek ön plana çıkmaya başladı. Değerleri kaybedince anlamak gibi tuhaf bir alışkanlık bize geçmişten miras kaldı, ama bu durumdan çabuk sıyrılıp silkinmezsek; elimizde olan değerlerin yakın zamanda kendi ellerimizle başka firmalara gönderiyor olacağız.

Markalaştıktan sonra ise her bir çalışan sizin hedef kitleniz olacağı için sizin başarısızlığınızı anlatan kötü reklamınızı yapmaya başlayan bir unsur olarak etrafta dolaşmaya başlayacak. İletişim ağlarının ve sosyal meydanında genç neslin (Y kuşağının) elinde bir oyuncak haline dönüşmesiyle bu bilgi her yere yayılacak. Hiçbir yeniliğe eşlik etmeden durmak artık bir lüks! Dikkatli olun!.

öne çıkan personelŞimdi ki dönemin en gözde sloganı “Çalışılabilecek En İyi Şirket” tir. Bu anlamda işveren markası yönetimi ön plana çıkmış insan kaynakları yönetiminin bir tık ötesinde daha kapsamlı ve işvereni, çalışanı elinde tutmayla ilgili farklı öneriler sunan, işverenin marka olarak temsil yeteneğini geliştiren, en çalışılası, en tercih edilesi, en çok yan hakka sahip, şirketin en’leri taşıyan bir firma olarak lanse edilmesi için sosyal medya’yı da aktif olarak kullanan, hedef kitleyi nerede bulacağını bilen, iç müşteri anlayışından öte eldeki değer sloganıyla mevcut çalışanı mutlu etmeye yönelik projeler geliştiren ve şirketin her daim popüler olmasını başaracak danışman şeklinde şirketlerde yerini almaya başlamıştır.

Bu dönemde en önemli değer üreten çalışanlarınızı kaybettiğiniz de onu sadece bir müşteriyi kaybetmek kadar kolay karşılama dönemi bitti. Devir değişti!... Güçlü bir markaysanız yolunuza devam edersiniz, değilseniz çalışanlar daha iyi koşullar sunan firmalarla çalışmayı tercih edeceği için değerlerinizi kaliteli ürün/hizmet sunma yeterliliğinizi yitirirsiniz.

Hatırlatmak isteriz ki; bu dönemde çalışan jenerasyona sürekli sorgulayan ve düzeni eleştiren tavırdan yana olduğu için, soru olarak “Why” dan esinlenerek Y kuşağı denmiştir Bu kuşak “daha iyi” olanla yetinmiyor, “en iyisini” istiyor!...