Serdar_Tuncerİletişim Danışmanı Serdar Tunçer ile yeni medya ile değişen kurumsal vatandaşlığı ve sosyal sorumluluklarımız üzerine konuştuk…

Türkiye’nin önde gelen şirketlerine iletişim danışmanlığı veren Serdar Tunçer, kurumların özellikle son 10 yılda yaşadığı dijital dönüşümü, Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve Sürdürülebilirlik penceresinden ele alıyor. Yüksek lisansını 2012 yılında Beykent Üniversitesi Pazarlama Bölümü’nde “Yeni Medya Olanaklarıyla Stratejik Kurumsal Sosyal Sorumluluk Proje Yönetimi” üzerine yapan; KSS Türkiye  ve kişisel bloğu olan dijitalkss’de bu konudaki baş döndüren değişimi kaleme alan Serdar Tunçer ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…

  • Sayın Tunçer, öncelikle yeni tanıştığımız birçok kavramı içeren bir bloğunuz var. Bu kavramlara yabancı olanlar için detaylandırabilir misiniz?

insanlık ve kssSürdürülebilirlik için çok fazla şey söylenebilir ve söyleniyor. Çünkü bu kavram, özellikle son on yıldır orta ve büyük ölçekteki neredeyse tüm şirketlerin gündemine girdi. Ancak yine de tam resmi tarif ederken zorlanıyoruz. Aslında büyük resim çok basit bir temele dayanıyor. Yaşamak, gelişmek için ihtiyacımız olan her şeyi, gelecek nesillerden çalmadan ya da en azından yerine koyarak hem bizim hem de onların da faydalanabileceği şekilde kullanabilmemiz anlamına geliyor sürdürülebilirlik. Yeni medya olanaklarının sayesinde hızla artan bir şekilde hepimiz biliyoruz ki şirketlerin de herhangi bir gerçek kişi gibi artık topluma karşı sorumlulukları var. Aynı bizim bir toplum içerisinde yaptığımız gibi. Şirketler de birer kurumsal vatandaş gibi davranmak zorunda. Hangi sektörde olurlarsa olsunlar işlerini çalışanlar ve paydaşlarıyla ilişkilerini; sosyal, ekonomik ve çevresel temelde etik ve sorumlu şekilde yürütmezlerse büyük ihtimalle gelecekte onları aramızda göremeyeceğiz. Yeni toplumumuzdan dışlayacağız.

serdar tuncer dijitalkss

  • Siz aynı zamanda bu kavramları yeni medya ile harmanlayarak değerlendiriyorsunuz, bu alanda belirlediğiniz vizyonunuz nelerdir?

Yaşadığımız hızlı teknolojik ve ekonomik gelişmeler, toplumu bir yandan ortak amaçlar doğrultusunda birleşen ‘siber kabilelere’ ayırırken diğer yandan da farklı alanlarda bir araya getiriyor. Twitter’de 15 milyon takipçisi olan Ashton Kutcher’ın sosyal medya aracılığı ile sıtma hastalığına savaş açarak birkaç haftada onbinlerce Afrikalı insana yardım edebildiği bir çağda yaşıyoruz. Bu değişimin katalizörü olan yeni iletişim teknolojileri ya da sıkça kullanıldığı ismiyle “Yeni Medya”, Kurumsal Sosyal Sorumluluk ya da kısa adıyla KSS kampanyalarının iletişimine destek olmanın ötesinde onların baştan aşağı yaratılmasında ve yeni bir dil kazanmasında başrolü oynayacak. Şimdiden kendini giderek hissettiren yeni medya çıkışlı bu projeler (örneğin twitter’dan başlatılan “Minik Eller Üşümesin” projesi), kurumların gelecekteki sosyal sorumluluk projelerinin ilk adımları olarak görebiliriz. Çok yakın zamanda, iyileştirme gereken sorunların tespit edilerek kurumsal iletişim tarafından şirketle ilişkilendirilmiş proje yönetişimi döneminin biteceğini düşünüyorum. Yeni medya sayesinde insanlar zaten ihtiyaç duydukları veya duyulan projeleri söyleyerek gerekirse projelerini de kendileri başlatacak. Burada şirketlere düşen görev, bu ihtiyaçları iyi tespit etmekten öte topluluğu yöneterek talepleri ve trendleri doğru şekilde projelendirmek olacak. Kurumlar da elbette bu fırsatı kaçırmak istemiyor. Şimdiden bunun birçok örneği var. Bunu çok önemsiyor ve bu konuda görüşlerimi dile getiren yazılar kaleme alıyorum. İletişim sektöründe çalışıyorum ancak bu alanda bir yüksek lisans bitirme projesi hazırladım. Yine doktoramı da bu alanda vermek ve akademik anlamda da katkı sağlamak istiyorum.

yeni medya ve kss olanakları

  • Peki, örnek verdiğiniz bu projeler insanların hayatlarına nasıl katkıda bulunuyor ?

Blogumda da paylaştığım birkaç proje gelecekte çok önemli noktalara gelecektir diye düşünüyorum. Heyecanla takip ettiğim projelerden ilki code.org. ABD’de okullarda verilen programlama dersini teşvik için 2013 yılının başında tanıtılan code.org projesi, yazılımın sürdürülebilirliği üzerine kurgulanmış yaratıcı bir proje. Mark Zuckerberg’in bir diğer projesi ise internet.org. Bugün dünyanın üçte ikisi internete erişemiyor. Projenin amacı, interneti olmayan herkesi internete ulaşabilir kılmak. Türkiye’den dikkat çekici bir örnek ise ekledestekle.com projesi. Sosyal ihtiyaçların çözümüne katkı sağlamayı amaçlayan bu çalışma, aynı zamanda benzersiz bir sosyal girişimcilik örneği.Ekle destekle.com, sivil toplum kuruluşlarına ve sosyal projelere ihtiyaç duydukları sürdürülebilir maddi kaynakları sağlamanın yanında markalara hedef kitlesi ile iletişim kurma olanağı sunuyor. Üstelik bunu bilgisayarınıza hızlıca indirebileceğiniz küçük bir uygulama (aplikasyon) sayesinde yapıyor. Bu eklenti sayesinde, internette günlük işlerinizi yaparken istediğiniz kategorilerde haber okuyarak projelere de destek verebiliyorsunuz. Aslında yeni medyanın KSS bakış açısıyla en etkili kullanımını ülkemizde Ekim 2011’de gerçekleşen Van depremi sonrası twitter, blog ve çeşitli dijital medya olanakları üzerinden görmüştük. Bireyler ve kurumlar, sosyal ağlardan yeni medya olanaklarıyla sosyal sorumluluk kampanyalarına destek vermiş, hatta bireylerin öncülüğündeki kampanyalara şirketler de zamanla dahil olmuştu. Bu bize birçok açıdan sosyal medyanın şirketler için geleceği ile ilgili ipucu veriyor aslında.

Topluluğun ortak aklıyla inovatif çözümler sunan kapsamlı bir KSS aracı oluşuna yine ABD’den güzel bir örnek ise. SeeClickFix.com. İnternet üzerinden sokağına ve şehirlerine sahip çıkanların uygulaması olarak başladı. Dileyen herkes harita bazlı olarak siteye kırılmış bir bankı, çocuk parkındaki bozuk kaydırağı ve boyasız çürüyen köprüyü şikayet edebiliyor. Ve gerçekten işe yarıyor. Kanada ve ABD’de birçok yerde kullanılıyor. Bu tarz projeleri artırmak önemli ancak hepsinin temelinde dijital iletişim olanakları yatıyor.

  • Zaman zaman crowdsourcing kavramından da bahsediyorsunuz. Bu kavramı açabilir miyiz?

Benim ilgi alanımdan baktığımızda crowdsourcing insanların KSS süreçlerine katılımını sağlayan ve “imece usulü yardımlaşma, ortak akılla çözüm sunmanın internetteki uygulaması” olarak tanımlayabiliriz. Yazılımda açık kaynak uygulamasından doğan crowdsourcing devrimi sessizce ama büyük bir hızla hayatımıza girdi. Crowdsourcing kelimesi “crowd” (kalabalık) ve “source” (kaynak) kelimelerinin birleşiminden meydana gelmiştir ve nicelik olarak büyük sayılardaki insan topluluklarının ortak bir işi yapmak için kullanılmasını ifade ediyor. Kendisi de bir crowdsourcing uygulaması olan Wikipedia bu sözcüğü kitle kaynak olarak Türkçe çeviriyor. Crowdsourcing’in isim babası Jeff Howe. Merak edenler kitabını alarak bu konuda çok daha fazla bilgi alabilirler. Biz asıl konumuza dönersek; dünyanın her tarafında insanlar, bir araya gelerek bir zamanlar yalnızca profesyonellere ait olan alanlarda çok az bir paraya veya karşılıksız emek harcamaya başladılar. Ve bunların hepsini yeni medya olanaklarıyla, internet aracılığıyla yapmaktadırlar. Karşılıksız “İyilik yapmak” sosyal sorumluluğun en temel dayanağıdır. İyilik yapma üzere 2007 yılında crowdsourcing platformunda kurulmuş olan 'Wish Upon a Hero' (Bir Kahraman Dile) internet sitesi buna en iyi örneklerindendir bence.

Crowdsourcing kss

Crowdsourcing’in KSS çalışmalarında yaratacağı avantajlar Howe’un çizdiği kriterler doğrultusunda şu şekilde özetlenebilir:

  • Düşük maliyet: Kalabalığın beklediği para değil KSS’nin ruhuna uygun şekilde sosyal tatmindir.

  • Karşılıklı yüksek tatmin: Projeler için belirlenen ödüller daha fazla kişinin ilgisini çekeceğinden, sizin için çalışan ordusu da o derece de artacak, aynı oranda işin veya projenin kalitesi de artış gösterecektir.

  • Alternatifler sunar: Kendinizi tek bir kişi veya profesyonel bir gruba bağladığınızda aksaklıklar olabilir. Kalabalığın içinde ise her zaman bir gönüllü daha vardır.

  • Uygun kişiler sizi bulur: Projenize uygun kişiyi arayıp bulmanıza gerek kalmaz; yetenekler veya istekliler sizi arayıp bulur.

  • Ar-Ge maliyetleri önemli ölçüde azalır: İster ürün geliştirme işini, ister projedeki bir açmazı çözme işini topluluğa devretme olanağı sunar. Bu sayede dünyanın dört bir yanından amatörlerin yanında profesyonellerle ve bilim adamlarıyla çalışma fırsatı bulursunuz. Bu olanakları uluslararası birçok firma uygulamakta ve olumlu sonuçlar almaktadır

  • Kalite kontrolu de topluluk yapar: Projenin yürütülmesi ve uygulanmasında gönüllü olarak görüş bildirir, böylece projenin vicdanlardaki muhasebesini de karşılıksız olarak yapar.

Crowdsourcing uygulamalarında KSS projelerinde dezavantaj olarak karşılaşılabilecek konu ise telif hakları sorunudur. yaşanmaması için hukuki çerçevenin önceden belirlenmesi gerekir.

Bununla beraber crowdsourcing uygulamasının sosyal işletimin verimli bir parçası haline gelmesi için ‘topluluğun’ fikirlerinin şirket tarafından aksiyona döndüğünü göstermek gerekir. Crowdsourcing’in en büyük sorunu ise topluluğu motive halde tutmaktadır; topluluk, fikirlerinin ciddiye alındığı konusunda ikna olmalıdır. Bu nedenle crowdsourcing’in kapsamının – hangi alan ve kapsamda topluluğun katkısı istenildiği – yönetilmesi önemlidir.

Yine bu platform kullanılacaksa şirketin ilk adımı atması da önemli bir noktadır. Ancak günümüzde “kalabalığın zekası”nı doğrular nitelikte olarak öneriler ve projeler toplum tarafından gelebilmektedir. Wikipedia için de sıklıkla söylendiği gibi kolektif zeka, teori yerine pratikte daha iyi çalışmaktadır.