Geçen hafta iş dünyasında muhteşem bir zirve gerçekleşti. Bu zirveyi sizinle ayrıntılarıyla paylaşmak isterim. Dünyanın değişik yerlerinden özellikle bu zirve için gelen önemli konuşmacılar yer almaktaydı. Bu zirvede sadece marka, liderlik, yönetim değil; sosyal medya, motivasyon, pazarlama, innovasyon, yaratıcılık, kurum kültürü, insan kaynakları yani yönetime dair her şey vardı. Bu sunumların özetini geçtikten sonra; çok değerli bilgiler edindiğim bu zirveye ilişkin sosyolojik değerlendirmem de yazımın sonunda sizlerle olacaktır. Öncelikle sizlerle, bu zirvede en etkilendiğim anlatımları paylaşmak isterim.

İlk olarak “mavi saçlı” bayandan bahsetmeliyim. Gösteri, entertainmentla değilde; bilgiyle nasıl yapılır tam da bunu gösterdi sahne aldığında. Burcu Ünsal; aynı anda birçok özelliğe sahip olan aurası kuvvetli bir bayan. University of California Los Angeles Öğretim Görevlisi, Amerika’nın ilk ve tek Lisanslı Türk NLP Eğitimeni, iletişim, yaşam ve marka danışmanı, yazar olan Burcu Ünsal, Partneri Van Anderson ile birlikte bugünün pazarlama eğilimleri hakkında konuşma yaptılar. Bunu sahnede uygulamalı göstermek için görev dağılımı yapmışlardı, markalama ve pazarlamayı; satış açısından ve müşteri açsından ele aldılar. Konuşmanın içeriğinden örnekler vermek isterim:

yenilikçi markalar zirvesiSatışı düşünürken insan gereksinimleri psikolojisinden ayrı düşünmek imkansız olduğu için Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisini temel aldılar. Nedenini ise bu insan davranışını yöneten bir numaralı program olarak değerlendirdiler.

Eskiden büyük paralar yatırılarak havayı bile satabiliyorduk. Ama şimdi!.. Ama artık kontrol sistemimizi kaybettik. “Marka bir fantezidir.”

İhtiyaçlara göre hiyereraşik bir tablo düzenlediler ve konuyu şöyle anlattılar;

“Contribution ( katkıda bulunma), growth (büyüme), connection&love( bağlılık & sevgi), significance(değer), uncertainty(belirsizlik),certainty(belirlilik)”

“Bu gereksinimlerden iki tanesini karşılarsanız bağlantı kurmuş olursunuz. Üç tanesini karşılaştırırsanız duygusal bağı sağlayabilirsiniz. Bir markayı başarıyla yönetmek istiyorsanız; 1) Plan yapmak, 2) Geliştirmek, 3) Optimize etmek, 4) Düzenlemek, 5) Ölçümleme yapmak sırasını takip etmelisiniz.”

“Artık müşterilerinizin bilgisine ulaşmak çok kolay nedeni; sosyal medya… Buralardan müşterilerinizle nasıl bağlantı kurabilirisiniz bu konuda başarı sizin kendinizi geliştirmenize bağlı.”

“Sizin müşteriyle bağlantı noktanız olan çalışanlar konusunda hassas davranmalısınız. Sizin adınıza mesajları aktaran, siz ne yaparsanız onu arkasında duracak, bu misyona uygun insanlarla çalışmalısınız. Çünkü çalışanlar şirketlerin elçisidirler. Şirketinize güveniyorsanız doğru personeliniz var demektir.”

“Başarı için sevdiğimiz bir markayı ve ürününü neden beğendiğimizi düşünelim:

Mesela Facebook; bizim ne tür ihtiyaçlarımızı karşılıyor ve neden seviyoruz. Sanki karşımda biri var ve benim ne istediğimi biliyor, benimle konuşuyor!.”

“İnsanlar duygularını satın alır. Benim renklerim, tırnaklarım benim duygularımdır. Hepsi benim duygum, satıcı olarak sizde müşterinin duygularını karşılamak zorundasınız.”

Sırada panel vardı: Panelin konu başlığı ise: Yenilikçi markalarda yöneticilikti.

Pegasus Genel Müdür Yardımcısı/ Güliz Öztürk öncelikle şirket kültürünün önemine dikkat çekti ve yeni fikirleri ortaya çıkarmaya çalışan ve destekleyen bir kurum kültürüne sahibiz dedi. Maliyeti ölçmezsek düşük fiyat sunamayız gerçeğini savunduklarını belirtti. Marka mimarilerinin ise varolan sorgulayan, klişeleri sarsmak olduğunu söyleyerek devam etti; “biz ilham veriyoruz, seçeneklerle kontrolü misafire veriyoruz, imkan veriyoruz, imaj iletişimi yapıyoruz”. Uçuracak bir fikrim var kampanyasıyla, burada paylaşılanın sadece fikir olduğu vurgusunu yapıyor.

Garanti Ödeme Sistemleri Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı/ Işıl Akdemir Evlioğlu ise; Geçmiş ile bugünü karşılaştırdı ve kredi kartının geçmişte sadece bir ödeme şekliyken “kartta her zaman müşteriylesiniz” diyerek şimdi yaptıkları başarılı kampanyalarla nasıl algıları değiştirdiklerini anlattı. Bunun için yaptıkları etkinlikleri sokak şenliklerine de vurgu yaptı. Yaptıkları bir (flexy)kart kampanyasının başarı nedenlerini ücreti ve taksidini müşterinin belirlemesi olarak vurguladı. IT ile ilgili workshoplar düzenlemeye önem verdiklerini de belirtti.

Mudo CEO / Barış Karakullukçu ise: Mudo müşteri deneyimini hayata geçirirken yol gösteren değerlerin olduğunu söyleyerek bunları bizimle paylaştı:

“Müşteri odaklılık, çözüm odaklılık, takım çalışması, adanmışlık, yenilikçilik.”

Ayrıca IT’ yi teknoloji ve innovasyon departmanı olarak tanımladıklarını; teknoloji innovasyon birimine bilgi sistemlerine yatırım yaptıklarını çünkü bundan 10 yıl sonrada başarıyla var olmak istediklerini söylediler.

yenilikçi markalar zirvesi 2Aslonoba Gıda CEO / Hasan Aslanoba: “Yenilikçi olmak için yenilikçi bir iş modülüne sahip olmanız gerekir; yenilikçilik; start-up teknolojilerini şirketlerinde kullanan şirketlerde görülür. Bu ise “internet ayarlarının” yeniden yazılmasına neden olmaktadır. Bir ürünü pazara ilk defa sunmak sizi fazlasıyla yenilikçi yapar” dedi ve kurum kültürüne dair fikirlerini bizimle paylaştı; “üst yönetim desteği ile yeni organizasyonel yapıya uygun olan çalışanlarınızın olması gerekiyor. Kurumsal, global, geleneksel, katı kurallara bağlı şirketler yenilikçiliğin en zor yürüdüğü yerlerdir. Patron şirketlerinde bu üç şart sağlanmışsa o şirkete talentleri, yenilikçi dahileri çekebilme ve yeni iş modelinin çıkma sayısı yüksek. Yenilikçi şirketlere baktığınız da( apple, google vb..) şirketlerin doğuşu bu ilkelere bağlı oluşmuştur. Start-up şirketlerde çok hızlı bir döngü var. Buralarda müşteriden toplanan büyük data analizi var. Bilgi topla, analiz et, dönüştür. Kurumsal “old school” deneyimi olan bu şirketlerde bu çok uzun zaman alabiliyor. Start-up şirketler 4-5 ayda ivmelendirilmelidirler.”

Moderatörün Ekip Yönetimi’ni şirketinizde nasıl yönetiyorsunuz sorusuna verilen cevaplar İnsan kaynakları açısından önemli cevaplardı.

Güliz Öztürk: “Hiç fikir öldürmem”. Ünvandan bağımsız bir yönetim modeline sahip olduklarını belirtti. Çalışma alanlarının açık mekan ve cam bölmelerden oluştuğunu söyledi. Ayrıca şunları da ekledi: Disiplin var ama, eğlenerek çalışmayı da biliyoruz, sosyal alanlarımız çok eğlenceli. Öncelik yönetimimizin, zaman yönetiminin çok iyi olması gerekir. “Ekip yöneticiyseniz, birer İK yöneticisi de olmanız gerekir.”

Akdemir Evlioğlu: “Hiyerarşi yoktur bizde, Fikirlerin çarpışması, yeni fikirlerin çıkması için çok önemli. Herkes kendi işinin patronu olmalı, sorumluluğu uygulamaya geçirmek önemli, Bankalar normalde hantaldır ama biz yenilikçiliği desteklemek için fırsat yaratıyoruz” diyerek ekip yönetme modelinde bahsetti .

Barış Karakullukçu: Büyük organizasyonlarda kültür değiştirmek çok daha zor. Detaylara hakim olmak çok önemli. Bunun için management trainee programı uyguladıklarını söyledi: Sorguladıkları konuları sıraladı: Sizce Mudo’da geliştirilecek neler var?, Bir şirkette bir sene daha kalmanı için ne yapmalı?, Bu uygulama için ne düşünüyorsunuz?, Siz genel müdür olsaydınız nasıl yapardınız? Bu arada bir özeleştiri de bulunarak kendilerini geliştirmeleri gereken noktayı bildiklerini söyledi; “Yeni nesili anladığımızı düşünmüyorum.”