Geçtiğimiz hafta düzenlenen 3. Yenilikçi Markalar Zirvesinde şu ana kadar ayrıntılarıyla söylemleri düşüncelerinizi özgür kılmak adına yorumsuz olarak yayınlamaya çalıştım. Bu zirveden çıkardığım sonuçlar zengin sosyolojik veriler içeriyordu. Başta kendi mesleğime ve şahsıma dair bu kadar depoladığım bilgilere vesile olduğu için bu zirveyi başarıyla düzenleyen ve ses getirmeyi başaran Sayon Dr. Çağlar Çoroğlu’na tekrar teşekkür etmeyi bir borç olarak düşünüyorum.

Özellikle bu verileri bize sağlayan zirve konuşmacılarına dair şöyle bir bilgi vermek isterim ki; konuşmacılar uluslararası kitleye hitap eden, tanınan, toplum nezdinde saygınlığı olan ve çalışılmak istenen firmalardan olan markaların üst düzey temsilcileriydi. Bu zirvede konuşmacıların yoğunlukla odaklandıkları noktalar vardı, bu konular üzerinden zirveyi sosyolojik açıdan değerlendirmek isterim. İlk önce yoğunlaştıkları konular nelerdi bunlara bakalım;

Hayata bakış açımızın; enformasyon çağından dolayı nasıl etkilendiği, küresel rekabete kıyasla; yerel hızımız, çağımızın karşı konulmaz gerçeği olan innovasyon zorunluluğu, yaratıcılığın Y kuşağı ile bağlantısı, şirketlerin insan kaynakları departmanının stratejik önemi, geleceğe yön veren markalarda gerekli olan özellikler ve gerekliliği mecbur kılan etmenler, bilgi toplumunun vazgeçilmez gerçeği olan sosyal medya ve günlük hayatımıza etkisi…

Bu konu başlıkları aslında, şahsi olarak hayatı sorgulayan bireylerin gündeminde olan, hayatına ve gündeme dair konular; işte sosyolojik bakışta temel anlamda; toplum bilimi olduğu için bu gerçeğin bilinmesi, toplumu kitlesel anlamda etkileyen olguların yorumlanması, gözler önüne serilmesi bu şekilde geleceğe dair çıkarımlarda bulunulması ve öngörü sağlamasıdır. İş hayatında ise toplum gerçeğinden uzakta bir oluşum beklenemez. Çünkü iş hayatı da yaşanılan sosyo-kültürden etkilenir, aslında bütün kuşakların da içinde bulunduğu ve bulunacağı(sessiz kuşak, babyboomer kuşağı, X kuşağı, Y kuşağı, Z kuşağı ve (gelecek) alfa kuşağı) küçük ya da büyük gruplardır. Dolayısıyla küresel anlamda rekabet dünyasında ilk sıralarda yer almak isteyen yönetici muhakkak sosyolojik bakış açısına sahip olup büyük resme bakıp durumu yorumlayabilme yetisine sahip olabilmeli.

Konuşmacıların üzerinde durduğu konulardan biri hayata bakış açımızın; enformasyon çağından dolayı nasıl etkilendiği. Sosyal medya üzerinden kendilerini ölçmeye önem veren firmaların karşılaştığı bir gerçek var. Çünkü sosyal medya çağımızın vazgeçilmezi ve şirketlerin kendileri adına yönetmesi gereken bir gerçeklik kanalı. Amerika’dan gelen Burcu Ünsal’ ın verdiği Facebook’ un ne istediğimizi biliyor gibi… ve karşımızda bizim isteklerimize yanıt veren biri var gibi… söylemleri ve Mete Buyurgan’ ın Türkiye’de özellikle etkisinin etkileşim ve ortak bilinçte nüfuz ettiği gerçeği bu olguya hizmet eder.

Çağ değişirken aynı koşullarda devam etmek ve yeni bir çağa geçmemişiz gibi davranmanın hiçbir manası yok, hatta siz küresel rekabette ilklere oynayacaksanız muhakkak çağın yenilikçisi olmalısınız. Enformasyon çağında da hayata bakış açımız sosyal medya da var olmak, bu şekilde sağduyuyla ortak bilinç oluşturup sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirmek, yenilikçiliğin yorulmaz neferleri olarak hizmet etmek, (Türkiye’de etkisi az görülse de) her anlamda bağımsızlığın sözcüsü ve savunucusu olmak, etkileşimle de küresel olarak yeni fikirlerinde takipçi edinmek ya da takipçi olmak, tepki verebilmek bu nedenle artık sessiz kalmamak bizim bakış açılarımızın değişen noktalarıdır.

Küresel rekabete kıyasla; yerel hızımız ise küresel anlamda iş üretme ve yenilikçi fikirlere sahip olma anlamında optimist(iyimser) yaklaşamayacağım, realist(gerçekçi) davranmak isterim, değişikliklere uyum sağlama farkını bile geç yakalıyoruz. Kendi uzmanlık alanımdan örnek vermek isterim; işveren markası uzmanlığı ilk akademik konumda dile getirilme yılı 1990, biz 2014’ teyiz; uygulamaya bakalım, hala daha insan kaynakları işe alım ve çıkartma ile uğraşıyor, uygulandığı düşünülen firmalarda ise raporlama yapacağı kişinin verdiği “emir”leri uygulatılıyor; bunun gelişmiş ve enformasyon çağında olması gereken departmanı işveren markası uzmanlığı ise firmalarda uygulamalarda yer alsa bile; adı ve departmanı yok… Olanlar çok nadir olarak varlar ve zaten küresel yarışta muhattapları uluslararası alanda ilklere oynayan firmalar…

Bu tür zirveler biraz daha geneli görme, küresel rekabette hızımızı check (kontrol) etme, silkelenme, yenilikleri ve uygulamaları tanıma, gerçeği görme anlamında yararlı olmaktadır. Bu zirvede konuşmacılardan firmalarının bakış açılarına dair özeleştiriye sahip olmaları önemli bir ayrıntıydı. Çünkü eksiklerin bilinmesi ve bu konuda iyileşmenin elzem bir gereklilik olduğu bilinci firmaya dair yeniden yapılanmaya ve açık iletişim bulunduğuna işaret eder. Zirveden söylemler: “Y kuşağının ne istediğini hala anladığımızı düşünmüyorum” ve “bize hangi kaynaktan ulaşıldığının bilgisini sağlayan hala daha sağlıklı bir kaynak bulduğumuzu düşünmüyorum” özeleştirileri bu gerçeği gösteriyor. Unutmayalım bunlar sadece bilinen ve söylenebilen eksiklikler…

Çağımızın karşı konulmaz gerçeği olan innovasyon zorunluluğu ve yaratıcılığın Y kuşağı ile bağlantısı ise bir başka çıkarım yaptığım konu. Her kuşak yetiştiği sosyo- kültürel yapıya yönelik olarak sosyologlar tarafından genel geçer anlamda belirli sıfatlarla özdeşleştirilir. Sessiz kuşak, uyumlu; babyboomer kuşak kuralcı, X kuşağı rekabetçi olarak tanımlanırken Y kuşağı ise yaratıcı olarak sınıflandırılır. Y kuşağını X kuşağı mantığıyla yöneticez diye diretirseniz, çatışma çıkar… (Çok uzaklara gitmeyip ülkemizdeki yakın geçmişe dikkatiniz çekerim.) Çünkü yaratıcılık kuralcı ve rekabetçi tavırla yönetilemez. Yaratıcı kişiler rutini sorgular haldedir, besinleri varolan değil; yenilikçiliğe işaret eden öğelerdir. Yaratıcılık zaten kişide bulunduğu için de asıl olarak onlara yeni imkanlar sınan, yaratıcı bir ortam sağlayarak öncüllük eden, yenilikçiliğe hizmet eden kişiler tarafından yönetilir. Zirvede sosyal medya gerçeği üzerinden gidecek olursak; sosyal medyayı bilmiyormuş gibi yaparsa firmalar; firma, genelin bilgi ve algısına hizmet eden bu kanalında negatif algıya neden olur, üzerinden basılıp geçilir. Krize neden olur. Bilinmelidir ki enformasyon ve innovasyon vazgeçilmez olarak uyum sağlaması gereken bir akımdır.

Şirketlerin insan kaynakları departmanının stratejik önemi ise ne yazık ki muhasebe ve finansı yöneticiye bağlı olarak organizasyon şemasında yer aldırıpta insan kaynaklarını bunun altına bağlayan şirketler ve patron şirketlerinin yeni yeni fark ettiği bir durumdur. Şuan da işvern markasından konuşmak istediğim halde şuanda bu düzeyde değiliz. Şuan da bulunduğumuz konum üniversitelerde, kürsülerde mba (master of business edministration) programlarında stratejik insan kaynakları eğitimi verilirken hala daha uygulamada bunun fark edilmemesi ya da yeni yeni fark edilmesi. Bunu fark eden ve dile getiren yöneticilerden önemli bir isimde yine zirvede bu konuya “Her yönetici muhakkak insan kaynakları bilgisine sahip olmalı” önem atfetmiştir.

Geleceğe yön veren markalarda gerekli olan özellikler ve gerekliliği mecbur kılan etmenler zaten bütün zirve boyunca konuşulan iskelet konuydu. Bunun açıklaması aslında bütün iki yazı boyunca anlattığım içeriktir. Çünkü artık bu konuda belirli, odaklanılmış bir konu yoktur, vizyon sahibi olunması asıl etmendir.

Bilgi toplumunun vazgeçilmez gerçeği olan sosyal medya ve günlük hayatımıza etkisi bütün konuşmacıların kendini sorgulamaya başladıkları noktadaki farkındalıktı ve özeleştirilerini yaptıkları konuydu. Bu özeleştiriyi yaptıran Y kuşağı ve beklentisidir. Y kuşağı misyonunu firmaların kendini sorgulatmasına ön ayak olarak bir bakıma gerçekleştirilmiştir aslında hem de bunu onların yaptırdığının farkına varmadan ... Sosyal medya konusu birçok türevleriyle bu zirvede incelenmiştir. Ayrıntılarda da bulabilirsiniz. İnnovasyon örneği olarak sosyal medyayı ve IT departmanlarını gösterip durdukları tavırlarını anlattılar. Burada her firmanın sosyal medyada duruşu farklı olabilir ama varolma gerçeği bir zorunluluktur neticesi çıkmıştır. Müşteriye ulaşmak istiyorsanız onun size verilerini sunduğu kanala sosyal medyaya hitap edeceksiniz.

Eduplus’ı bu zirvedeki başarısından dolayı tebrik ederim.

Nice zirvelere!..