Sırayı “Nasıl başardılar? Yurt dışındaki En güçlü Türk yöneticilerden Başarılı Yönetim ve Yöneticilik Rehberi” konulu panel aldı. Kerem Taş’ın söylemleri şu şekildeydi: “Her şirketin kendine has bir kültürü vardır. Çalıştığınız bölgelerin kültürünü tamamen adapte etmek gerekir. Burada Mercedes markasının 2015- 2016 hatta daha ileri dönemlerin aylık raporlarını sorarken Ortadoğu’da yarının sözünü alamıyoruz. Türkiye’de aynı şeyleri düşünüp ağlarken Ortadoğu’da aynı şeyleri düşündürmek bile zor.” Nasıl başardınız sorusuna “Bolca beyaz saç!..” diye cevap verdi. Biz başkalarını değiştiremeyeceğimize göre bizim adapte olmamız lazım. Aslında her yerde temel olarak yaptığım şey üst düzey diplomasi.

Ahmet İplikçi ise: “İngiltere Türkiye’nin en büyük yatırımcısı. İngilizlerin karar alırken duygusal olmayışları, önemli kararlarda beklemeleri, duygusal olmamaları onların kültüründen gelen özellikleri. Taktiksel yönetimden stratejik yönetime geçiyor Türkiye. İngilizler iş yapacakları ülkenin kültürünü çok iyi analiz ediyorlar. Sivil toplum örgütleri, o sektörün önemli oyuncuları devlet ilişkilerini çok iyi biliyorlar. Analiz yetenekleri bizden farklı. Gelişim sürecini tamamlamış bir ülke olarak her şeyin sistematiği var. Hemen hemen her köşe kapılmış durumda. Bir Türk yatırımcı orada yatırım yapmaktan çekiniyor. Ama Türkiye’nin sinerjisi çok farklı, İngiltere’de sokakta yürüdüğünüz zaman Türkler’den aldığınız sinerjiyi alamazsınız.”

11. liderlik zirvesi resimler

Kerem Taş: “Dünya Türk insanını daha yeni tanıyor. Üstdüzeyde yönetimde olan 9.000 Türk var. Türk insanının; kalitesi, duygusallığı, çalışma disiplini, şirkete bağlılığı daha yeni yeni tanınıyor. Coca- Cola markasının 90 ülkede yönetim yaptığı yer İstanbul. Bu önemli bir örnek. Türkiye’CEO’ların %16’sı kadın, Avrupa’da bile bu oran az, yönetim kademesindekilerin ise %25’i kadın.”

Türk İş gücünün artan önemi üzerine söyleşi de: Ahmet İplikçi: “ Türkiye stratejik açıdan çok önemli 3. havalimanından sonra hat pozisyonunda Dubai ile yarışacak. Bugün İstanbul erişilme noktasında Londra, Paris, Newyork dahile n önemli pozisyonda.” Türkiye’deki yöneticilerin hemen hepsi oynak dönemi yaşadılar, tecrübe ettiler. %80 enflasyon oranında yöneticilik yaptılar. İnternet bankacılığının geldiği nokta Japonya ile yarışıyoruz. 90’larda kazanılan tecrübenin pozitif yansıması.

Kerem Taş: Uluslararası yönetici pozisyonundakilere tavsiyeleriniz? sorusuna: gerçek bir formülasyonu yok, şahsi tavsiyem; yurtdışında çalışma imkanını değerlendirin. Ancak bir risk aldığın da önünüze fırsatlar çıkıyor. Hayat ancak, cesur insanlara şans veriyor. Uluslararasına açılın bu enerjiyi bu güveni alın. Mümkün olduğunca erken yaşta önünüze açılan kapıları değerlendirin. Olanakları değerlendirin. Güven bölgenizden çıkarak bunu yapın. Herkese eşit olarak dağıtılan bir şey vardır 24 saat!. Bunu nasıl değerlendirdiğiniz size kalmış.

Ahmet İplikçi: “Uluslararası anlamda delegasyon çok önemli uluslararası şirket veya aile şirketi bu hepsi için geçerli. İnsan faktörü çok önemli, tek başınıza her şeyi yapamazsınız.”

Kerem Taş: “Dubai’de insanlar işten çıktıktan sonra Network işi yapıyor, spor yapıyor golf oynuyor. İş kadar iş sonrası aktivitelerde önemli işler orada bitiyor. Mutlaka bir hobiniz olsun. Dünyanın birçok yerinde insanlar o hobiden bahsedince siz akla gelin.”

Ahmet İplikçi:”Artık gün içinde bile insanlar kendileri için zaman ayırabilirler çünkü telefonlar sayesinde 7/24 işle ilgilenebiliyoruz. 80’lerin sonunda 90’ların başında rekabetçi kültürle büyüdük. Aslında tek rakibiniz kendinizsiniz. Elinizdekilerden zevk almaya bakın, eksik olan yönlerinizin üzerine gidin ve kendinize fırsat verin. İnsan kaynaklarının sahip olduğu nitelik iş dünyasındaki stratejik önem bizim için önemli.”

Bir sonraki panel konusu ise: Lider markalardan yenilikçi ve müşteri odaklı marka lideri olmanın kuralları idi.

Güven Borça: “Bir lider samimi olursa, sahici olursa güven ortamı yaratıp geleceği kurarsa vizyon oluşturursa lider olur.”

11. liderlik zirvesi resimler 2

Gülden Türktan: “Keep calm and carry on!..” Durmak yok yola devam… Bir insan kendini bir yerden bir yere taşıyabiliyorsa da lider olur. Herkesin bir başkasının önüne taş koyma saplantısı var. Siz kendi ufkunuza kendi gideceğiniz yere bakın.”

Ayşe Dickson: “Eğer hayal ediyorsam, yapabilirim.” İnsanlar katılımcı oldukları şeyden manevi tatmin almaları lazım. Biz hedeflerimizi hep büyüterek gidiyoruz. Şirkette problem varsa açık oluyorum, anlatıyorum, kaynağı irdeliyorum, otokratik hiçbir zaman olmadım. Bir tane çürük elma varsa bu kendini ortaya çıkarıyor, ekipte onu itiyor. Çünkü zaman içinde diğerlerini etkileyebilir.

Nilüfer Bulut: “Geçmişte lider olunur mu, doğulur mu diye tartışırdık. Doğuştan sahip olunması gerektiğini düşünürdük. Liderlik artık geliştirilebilen, ekibe vizyon katabilen, duygusallığın önemli olduğu, diktatör otoritenin geçerli olmadığı bir ortamda konuşulur oldu. 21. yy’da dünyada kadın liderler önemli sayıda var. 21. yy’da soran , sorgulayan, araştıran bir nesille karşı karşıyayız. Ekibinizin motivasyonunu iyi hissedemiyorsanız, sorunları yönetemiyorsanız başarılı olmanızın imkanı yok. Herkesten farklı farklı vizyonlar, çözümler getirebiliyor, belirli bir süzgeçten geçirip doğru yönetebiliyorsanız, siiz lider 9olarak görürler.”

Gülden Türktan: “ İş hayatınızda karşınızda birçok cephe var. Üstünüz, aileniz, altınız, takım arkadaşlarınız, iş yapma stiliniz, geçmişiniz, kendinizi tekrar yönetmeniz, hobileriniz.” Tüm küreselleşen dünyada inanılmaz bir hız var. Liderlik doğuştan gelir düşüncesi öldü. Kadınlar daha çok yönetimde yer alıyor. Babalar kızlarına yönetimi devredebiliyorlar. Artık kişisel hedefleri tamamlayıp toplumsal hedeflere odaklanmalıyız.

Ayşe Dickson: “ Cam tavan vardı. Tavan cam olduğu için kırabilirsiniz. Bu camı kırma hikayesi çok etkileyiciydi. Buralara gelebilmek için nasıl “kanlı ter” döktüğünü anlattı. Başarıya ulaşma tarifim yok, hedefe ulaşma tanımım var. Hedefinizi çok yüksekte tutarsanız, kendinizi çok yenik hissedebilirsiniz. Şirketimi biryere getirdiysem bu ekibim sayesinde oldu, ben şirketimi satmıycam, hibe edicem.”