Küresel anamda bilgi akışını zamansız ve mekansız yaşamamız itibariyle sosyal medyanın buna çok büyük kolaylaştırıcı etkide bulunması ve bu nedenle yeni iş olanaklarının Y kuşağının keşfetmesinin artık bir zorunluluk haline dönüşmesinin tartışılması itibariyle konferans başlı başına sosyolojik bir veri sağlamıştır.

Üniversitelerde yeni medyanın konuşuluyor olması; konunun asıl etki alanında vücut bulması sebebiyle sevindirici. 2014 yılında olduğumuzu düşündüğümüzde Avrupa’nın ve Amerika’nın sosyal medya için ayırdığı zamanlara ve çalışmalarına baktığımızda hala üniversitelerimizin sadece birinde tam anlamıyla konuşuluyor olması üzücü!

Üniversite’de konferans sırasında #YeniMedya 2014 twitter hesabı, sosyal medyada canlı yayın yapan webTV (pozitifTV), gibi birçok kanaldan izleyicisine ulaşmaya çalışmıştır. (ayrıca wifi desteği de unutulmamalı) Bu anlamda da sosyal medyayı çok iyi yönettiği söylenilebilir.

Y kuşağının kurumsalda mevcut pozisyonlarda yer bulamaması, çalışma koşullarını yeterli görmemesi ve kendilerine tanınan hak ve sağlanan olanaklardan memnun olmaması sebebiyle girişimcilikle ilgilendikleri aşikardır. Buna çok az uluslararası firma karşılık vererek mevcut çalışanlar arasından kurumsal girişimcilere destek vermektedir ya da bu politikayı benimsemektedir.

Bu işverenler tarafından tanınmama, küçük görülme, yeteneğin yönetilememesi durumu insan kaynakları tarafından okunamadığı için de yeni çalışma olanakları yaratılamamakta, ve yetenekler doğru yönlendirilememektedir. Çünkü Y kuşağının beklentileri şimdiye kadar gördüklerinizden apayrı. İlk önce bunun için bir ön çalışma yapılması gerekir. Yoksa daha küçük ücretlere aslında yaratıcı ve sizin şirketinizi kara geçirebilecek müthiş yaratıcı beyinleri elinizden kaçırmanız an meselesi.

Türkiye olarak ne yazık ki sosyal medya platformunu kullanmakta geç kaldık, ama şükür ki yavaş yavaşta olsa ilgilenmeye başladık. Mesela bu genç beyinleri şirketlere kazandırmak için mevcut iş arama portallarında “işveren markası” arayışında bulunan firmaların sayısı 2 ya da 3.

Y kuşağı enformasyon toplumuna doğdukları için zamansızlık ve mekansızlık terimlerini yaşarlar. Onlar için yaratıcılık asıl belirleyici etkendir. Onlar yaratıcılıkları beslendiği ölçüde şirketle aidiyet duygusu kurarlar. Kendilerini bilirler ve kendilerini gerçekleştirmek istekleri, yeme içme isteği kadar önemli bir düzeydedir. Zamanlarını tasarruflu olarak kullanırlar, kendilerine geri dönüşü olmayan hiç birşeye zaman ayırmak isemezler. Neden Y kuşağını anlatıyorum; çünkü geleceğin başarılı girişimcilerini kurumsalda tutmak istiyorsanız ipuçlarını kendileri veriyorlar zaten.

Girişimcilikte bulunmak isteyenler için sadece internet ve telefon yeterli, fiziksel koşul da aramıyorlar; sabırsız oldukları ve aynı anda iki üç ekran bilgisini yönetebildikleri içinde freelance olarak çalışıp birçok işe odaklanabiliyorlar; verimli ve özverililer. Yeterki sonuca çabuk ulaşabilsinler. Kurumsalda uzman olmak için kaybedecekleri o kadarda çok zamanları yoktur. Aynı rutin işte odaklanma süresi sadece 2 yıldır.

Bu nedenle kurumsal girişimcilik, sosyal medya uzmanlığı, işveren markası yönetimi gibi işler oluşmaya başladı. Her ne kadar kurumsalda yatırım için pekte tercih edilmeselerde… Türkiye’nin yakın gelecekteki en önemli işlerinden.

Başarı için, kara geçmek için, ileriyi görebilmek gerekiyor. Artık enformasyon çağındayız ve 10 dk önceki bilgi artık eski bir bilgi, Google’ın algoritması bile güncele göre ayarlanmış. Başarı; daha güçlü olmakla değil; çevreye en iyi uyumu sağlamakla doğru orantılıdır.

Ülkemizde girişimcileri destekleyen pek çok kuluçka merkezi ve yatırımcı firmaların tanıtımı ve çalışma koşulları da anlatıldı. Mekanlar sizin fikir düzeyinize ulaşamasalarda, destek sağlarlar. Ne de olsa başarı düzeyinizin sınırını sizin hayalleriniz belirler.

X kuşağı mantığıyla Y kuşağının yönetilemeyeceği her ne kadar aşikarsa, innovation’a ayak uydurmayanların yarışmada kendiliğinden geride kalacakları nettir. Her konferansın sonunda sosyolojik yorum yapma ısrarım bundandır! Her olayı bireysel süzgecimizden ve genel süzgecimizden geçirelim diye. Geleceği tasarlayalım artık diye!

Kadir Has Üniversitesi’ne bu bölüme verdiği önemden dolayı teşekkür ederim, aynı zamanda bu alanda Türkiye’de gerçek anlamıyla ilk oldukları içinde kendilerinden beklentilerimin yüksek olduğunu belirtmek isterim.