Çalışma hayatında küresel pazardaki rekabetin artması, agresif pazar arayışı ve fark yaratma arzusu, y kuşağı çalışanlarının motivasyonunu yüksek tutulması gerekliliği, çağa ayak uydurma, müşteri beklentilerinin değişikliği, işletme içindeki her bölüm için yeni gelişmelerin olması aslında küresel boyutta innovatif bir süreçte olunduğunun ve durağan olanın kaybedeceğini işaret eder.

İşletmelerde önceden kalite belgesi alınır her şey düzene bağlanır ve o sırayla gitmesi istenirdi. İdealist olanlar, farklı bir düşüncesi olanlar, farklı fikirlerle şirket içinde yeni akımlara işaret edenler işten çıkarılır çürük elma olarak adlandırılırdı. Misyon sadece düzeni korumaktı. Halbuki küresel anlamda bir değişim ve yenilikçilik yaşanırken aynı ivmeyi takip etmek başarısızlıkla sonuçlanmaya mahkumdur!

paradigma değişikliğiHer alanda yeni arayışlar içinde olunması fikrini tetikleyen Y kuşağı, sürdürülebilirlik, işveren markası, kurumsal sosyal sorumluluk gibi farklı değerlere verdikleri önemlerle karşımıza çıkıyor. Her markanın doğaya verdiği değer öncelikli araştırılan konu oldu, her projenin sürdürülebilir olup olmadığı incelenir oldu, her işverenin çalışanlarına verdiği değer, yaklaşım tarzı, duygusal zekalarını değerlendirip değerlendirilmediği daha çok önem kazandı. Y kuşağı artık yöneticilerden farklı değerleriyle var olmasını istiyor. Y kuşağı daha çok yaratıcı bir nesil olarak var olurken; insan kaynakları politikaları ya da işveren markası uzmanları onlara rutin bir prosedür uygularsa yetenekleri yönetemez ve elindeki fırsatı kaçırır. Bu nedenle; yenilikçiliği, yaratıcılığı en verimli yaşadığımız dönemde insan kaynakları politikalarında bu anlamada değişikliğe gidilmesi gerekir.

Girişimcilik, aslında risk almaktır. Türkiye’de girişimci olan projelerden sadece 1/5’i başarıyla sonuçlanıyor olabilir. Ama bu karamsar bir tablo değil. En azından 1 şansınız var demektir. Kurumsal anlamda girişimci yaratıcı, üretken projelere destek verilmezse, Y kuşağı zaten kurumsalda yaşadıkları birçok sorundan ve beklediği değerlere önem verilmemsinden dolayı daha az ücrete kendi işlerini kurmaya eğilimliler. Çünkü onlar bağımsız çalışmaya daha yatkın, kendilerine daha çok güveniyorlar; rekabetçi değiller, değer verdikleri kriterlerde maddi değil, para kazanmak isterlerse çok rahatlıkla kazanabilecekleri zeka ve özgüven mevcut; çünkü tek rakipleri kendileri, bu nedenle ulaşabilecekleri başarılarının en üst sınırı yok. Limitlerini kendileri belirliyor.

işletme çevresi

Kaynak: Journal of Yasar University,3(10), 1389-1416

İşletmeler bu yeni yeni genç yaşlarda üst yönetimde yer almaya başlayan gençleri, girişimcilik boyutunda desteklemezse, yatırımlarda kararlarını sormazsa, onları lider bir profille yönetmezse, girişimci bir vizyon ortaya koymazsa, kaynak yönetimini başarıyla yapamazsa, ödülleri ve cezaları özendirici hale getirmezse, hiyerarşik yapıdan çıkıp, yatay iletişimi esas kılıp karar özerkliği vermezse; bu gençleri elinden kaçırır ve eski sistemi devam ettirip nihai sonla karşılaşır ve piyasadan çekilmek zorunda kalır.

Kurumsal girişimcilik kavramı tamda bu farkındalık düzeyinde konuşulmaya başlandı. Statik işletmelerin yeni dünya düzeninde yeri yok, dinamik olup, her gelişime açık olduğunuzda bu piyasada fark yaratma şansınız olacaktır. Y kuşağına olanak tanıyıp, kurumlarda iş ortağınız olarak kabul edip, en yeteneklilere ulaştıktan sonra birlikte düşünmeye işletmenin başarı kriterlerini tekrardan tanımlamaya başlamalısınız. İşveren markası departmanı ile de iletişime geçip, tüm sosyal medya kanalları üzerinden projelerinizi gerçekleştirecek yeni adaylar bulup onların fikirlerine destek olabilirsiniz.

Paradigma değişikliklerinden biri de; şirket içindeki her bölümün birbiriyle bağlantılı ve fikir teyakkisi halinde olduğu yeni organizmaların oluşmasıdır. Enformatik çağda eskisi gibi know-how bilgi yerine kim ne biliyorsa en ince ayrıntılarına kadar söylenilip beyin fırtınalarının yapıldığı yeni bir dönem yaşanmasıdır. Çünkü veri olan fikir her yerde, sizin farkınız onu nasıl gerçekleştireceğiniz de!..