Çok önemli bir güne uyandım, doğumgünümdü… Sabah özenle hazırlandım doğum günüm için en özel bulduğum ve enerjisine inandığım kıyafetleri giyindim,  nazik bir ayakkabı giyinmeliydim; ince uzun topuklu siyah rugan bir ayakkabı geçirdim ayağıma, duruşum değişti, özgüvenim geldi hemen kendime… Annem doğumgünüm olduğu için o kadar özenli giyindiğimi sanıyordu yarışmaya katıldığımı ve kongreye gittiğimi söylemedim. Sadece finalist olursam söyleyecektim. Bindim arabaya geldim şirkete doğru arabayla yola devam edemeyeceğime neden olan bir etkenden dolayı tekrar taksiye atladım eve gittim değiştirdim ayakkabımı bir çizme çektim ayağıma planladığım gibi başlayamadım güne ama “olsun bugün benim doğum günüm” dedim yüksek bir motivasyonla…  Çıktım yola; minibüse, marmaraya ve metroya bindikten sonra Haliç’e çok az kalmıştı. Bütün taksiciler o durağa uğramayacağız diye haberleştiler mi artık bilemem, taksi bulamadım; gelen otobüse sordum aldığım yarım yamalak cevaba güvenesim geldi, bindim… Yaklaştığımızı fark ettiğimde hatırlatmak maksatlı sordum şoföre, aldığım cevap şöyle: “Aaa siz orada inecektiniz dimi, abla orası hemen şu karşısı dedi”  Sinirlenmedim, yok yok gerçekten sinirlenmedim, kongrenin başlamasına 10 dakika kalmış olabilir sinirlenmeyeceğim, gerçekten diyerek şöyle  “Ne yapıyım beyefendi yüzüyüm mi” dedim. Aldı bizi bi gülme kongreye kalmış 5 dakika indim otobüsten yine taksi aramaya başladım…

Taksi yine yok, beklemediğimde önüme sıra sıra dizilirler o ayrı… Yürüdüm 200 mt kadar, Sandal iskeleleri gördüm, fakat hiç sandal yok; kongreye kalmış 1 dakika falan.

Karşıda bir sandalcı sandalını kıyıya çekmiş belli ki bir arızayla ilgileniyordu. Tüm kalan enerjimle ıssız adada kalmış gibi iki kolumu da  kaldırıp el sallayarak “Bakar mısınız beyefendi” diye bağırdım. Sandalcı duydu ve döndü baktı bana “Ne oldu abla” dedi gayet normal bir sesle, duyuluyormuş, ben niye olanca sesimle bağırdıysam... Sonra “Benim orada olmam lazım, yardımcı olur musunuz” dedim. Hızır gibi gördüğüm sandalcı pır pır pır motor sesiyle beni direk salonun oraya yakın bir yere yaklaştırdı. Ben o kalem dantel etekle sandalda kalktığımda belime kadar gelen o kıyıya nasıl çıktım, onu anlatmak istemedim şuan 🙂  Çıkmam gerekiyordu, çıktım. Tabi ardından iki taraftan gelen güvenlik görevlisinin kontrolünden geçmem gerekti. Samimiyetimi anlamış olacaklar ki hemen çantamı gözden geçirdiler görevlerini yaptılar ve ben tabana kuvvet bir şekilde arkadaşlarımın yanına doğru gittim.

Ucu ucuna yetiştiğim kongrede salonda yerimizi aldıktan sonra, zekasını çok özel bulduğum sunucu finalistleri sayıyor sandım, ilk finalist olarak benim adım söylendiğinde ben hala yerimde oturuyordum, finalist olmuşum bu kulağıma bir arkadaşım söyledikten sonra robot gibi kalktım  ve gözümde 1 km kadar yol yürümüş kadar hissettiğim sahnenin diğer ucuna vardım. Sanki biri yaşıyor bende film karesinde o anları izliyor gibiydim, o fonda alkış sesleriyle ben yürü yürü bitmeyen sahneye doğru ilerledim, şoktaydım. Neler oluyor her şey bilgim dışındaydı. Az önce sandaldaydım, ne ara sahneye çıktım… Şaka gibiydi.

ben

Sitenizde neler anlatıyorsunuz diye soru sorulduğunu hatırlıyorum ama inanın nasıl bir cevap verdiğimi hatırlamıyorum. Ama cevabı şudur ki:

  • İnsan kaynaklarına dair yaptığım her çalışmada Türkiye’de uygulanan insan kaynaklarının dünya çapındaki insan kaynakları prosesiyle yarışacak düzeyde olması için projeler üretiyorum.
  • İşveren markasının ne olduğunu getirilerini, şirket ve marka değeri için yararlarını anlatıp örnekler sunarak daha iyi yönetimler oluşturulması için önayak olmaya çalışıyorum,
  • İşveren markasını sosyolojik boyutuyla inceleyip, uygulamalar göstererek neden olmazsa olmaz olduğunu anlatmaya çalışıyorum.
  • Post modern dönemimizde yönetimlerin nasıl olduğunu ileri modelleri inceleyerek işveren markasını da bununla birlikte inceliyorum.
  • Yurtdışındaki bütün idealist işveren markası stratejistleriyle iletişime geçip onlarla yeni projeleri üzerinde odaklanıyorum.
  • Bütün bu çalışmaları yaparken de önce insan felsefesiyle hareket ediyorum.

toplu bloggerPlaketi alırken şunu söylediğimi adım gibi hatırlıyorum ve altını tekrar çizerek söylüyorum ki; “bu plaketi bütün insan kaynakları bloggerları adına alıyorum” . Finalist olan Ezgi Feda (www.ezgifeda.com) arkadaşıma ve geçen sene de bu sene gibi finalist olma başarısını sürdüren Ali Cevat ÜNSAL’ı da (www.alicevatunsal.com) başarılarının artarak devam etmesini temenni ederek tebrik ediyorum.

Neredeyse 14 yıla yaklaşan bir insan kaynakları geçmişime ve son 3 yılı da aynı zamanda bloggerlık maceram sonucu aldığım bu plaketin; beni daha fazla cesaretlendirdiği ve omuzlarıma daha araştırmacı olmam yönünde bir sorumluluk yüklediği için ayrıca hayatımda yaşadığım en anlamlı ve farklı doğumgünü yaşattığı için PERYÖN ailesine çok teşekkür ederim.

ödül