sİzlenilen televizyon programlarının toplum üzerindeki etkilerini ve neden, hangi yönleriyle izlendikleri konusunda analiz yapmadan izleyemiyorum. Madem sosyoloğum, işveren markası stratejisti ve 14 senelik bir insan kaynakları profesyoneliyim, buna almış olduğum sosyal medya uzmanlığımızı sertifikalarımı da katarsak, geniş yelpazeden bakmak istedim.

Survivor’ın izlenme rekorlarını kırmasından yola çıkarak şunu diyebilirim ki: insanlara çalışılası yerler tasarlamak istiyorsak sosyal medyadan aldığımız yoğun bilgilerle donanmış ipuçlarını değerlendirmemiz şart.

Başlayalım o zaman:

Survivor programı neden bu kadar çok izleniyor ve iş hayatıyla ne tür benzerlikler kurulabilir?

  • Yaşadığımız ülkedeki adalet sisteminden dolayı izleniyor olması. (bu konuda hiçbir yorum yapmıyorum ama program zaten ipucu veriyor)

Çünkü programda adil olmaya çok önem veriliyor. Kurallar belli, bunun dışına çıkılmıyor. Kurallara bağlılık yüksek çünkü adalete inanma oranı yüksek. İş hayatında da çalışanların adalet duygularına inanmış bir şirket, tek başına yeterli olmamakla birlikte huzuru sağlamak ilk adımı atmış demektir. Herkesin iş tanımını, görev tanımını belirlemek. Şirket kurallarını oryantasyon sırasında anlatmak. Bütün ayrıntılarda açık olmak, İletişimi şeffaf bir altyapıyla kurum kültürünü oluşturmak. Zemini sağlam bir yapıya benzer. Tamamen kurumsallık gereği tolerans oranının tanıdıklık derecesine bağlı olmaması da önemli tabi.

  • İçinde bulunduğumuz zamanda herkesin birlik olma isteği, bir kuruma, derneğe bir topluluğa ait olma ihtiyacı ise Survivor’da başka bir etken. Herkes grubu için ayakta kalmaya çalışıyor, birbirlerini motive edip birbirlerine güç veriyorlar.

Herhangi bir zorluk durumunda insanlar kendilerine benzer hedefler seçenlerle birleşip bir bütün olmaya çalışırlar. Şirket içi iletişimi ne kadar açık ve şeffaf olarak kurgularsanız; çalışanlarınız o kadar iş ortaklarınız gibi hareket etmek için bir bütün haline gelecektir. Hepsi bir gemide yer aldığını ve bir bütün olduklarını hissedeceklerdir. Onlara bir amaç yani sağlam bir misyon için var olan şirkete, vizyonunuzu ve hedeflerinizi anlatmalısınız. Onlara bu ortamı sağlarsanız ve bunu içselleştirmeleri için ortamlar sağlarsanız. Onlar zaten sizin her ortamda marka elçiniz olacaktır.

  • İnsanlar kendilerine benzer olanlara, daha fazla yakınlık hissederler. Bir yarışmacının “bu daveti metroda aldım” söyleminde bulunması üzerine, diğer bir yarışmacının “ben bir anneyim ve kızımı çok özledim” diyerek bütün annelerin kendileriyle benzerlik kurmasını sağlaması. Ardından oyların yüksek bir oranına sahip olması, diğer yarışmacının da haftalardır potada olmasına rağmen elenmeden çıkmayı başarması.

O yarışmacıyı kendi yaşantımızdaki biri gibi kabul etmemizi sağlayarak desteklememize neden olur.. Ben de sizin gibiyim duygusuyla bizi yakalamaya çalışır ve başarılı olur. Aslında iletişim ajansların başarılı bulunan çalışmalarında temel aldığı bakış açılarıdır. Başka bir açıdan benzerlik kurdurmak mesela; Bir bebeğin kıyıya vurmuş masum bedeni nasıl yıllardır süregelen mülteci sorununu uluslararası boyutta anlaşmaya vardırdı!. Çünkü o bebek bizden birimizin bebeği gibiydi. (Şuan bile duygulanıyorum) İş hayatında da aynı. Çalışma hayatında da şirket yöneticileri, kendi işveren markalarını yönetirken kendi başarı hikayelerini happy hour dediğimiz zamanlarda ya da çay sohbetlerinde anlatabilirler, ofislerinde iletişimi o kadar şeffaf ve ulaşılabilir kurabilirler ki kriz zamanlarında dahi şirket yöneticilerinden daha motive çalışacak çalışanlara sahip olurlar. Çünkü herkes benzer zorluklar yaşamışlardır. Bu sayede kendilerine bağlı çalışan ve takipçi toplarlar belirli bir hedef doğrultusunda çalışan güçlü işveren markasıyla da kolay kolay bozulmayacak bir bağ elde edebilirler.

  • Bu yarışmanın oyun odaklı olmasını söylememe gerek yok zaten. Her işin içine biraz neşe unsuru ve muhakkak eğlence katmanız gerekiyor. Eğer katılmasını istediğiniz bir yarışma düzenleyecek olursanız da her katılan topluluk grubun demografik özelliklerine uygun olarak seçilmiş ödüller belirlemek gerekir. Çünkü günümüzün büyük bir çoğunluğu iş hayatında geçiyor, haklı olarak insanlar işyerlerine girmek için can atılası mekanları seçer oldular.

İş hayatında başarılı olmanın bir sırrı da vizyonu açık şekilde, öğrenme, muhakeme yeteneğinizin  olmasına bağlıyorum.

Öznesinde insan olan her işin, birbirinden beslenebileceği farkındalığına varılması dileklerimle…