Kedime dönüp küfemdeki bilgilere yenileri eklemeye odaklandığım, zaman gelince gerçekleştireceğimden emin olduğum hayallerimi zenginleştirdiğim, sevdiğim işi yaparak deneyimlerime her seferinde farklı bir bakış açısı katarken bana hep çok iyi gelen değerli Ali Ayaz’ın düzenlemiş olduğu işveren markası zirvesine katıldım. Bu zirvelere bana susuzken kana kana su içmek gibi bir his yaratıyor. Yine uzun cümle mi kurdum ben... Bunlar hep heyecanımı tek nefeste iletmek isteğimden, başarımda zaten bu heyecanımdan...

Sorunsallarımız nelermiş, bir bakalım...

  • Çalışan bağlılığı nedir,
  • Cazip işyeri nasıl olur,
  • Yeni nesil çalışanlar iş yerinden ne bekliyor,
  • Çeşitlilik departmanlararası iletişimi nasıl etkiliyor,
  • Geleceğin işveren markası trendleri nelerdir.     Gelin bir ayrıntılara bakalım...

Günümüzde çalışan bağlılığını düşünmek için leb-i derya saatler ayrıldığı tartışma götürmez bir gerçek.

Bu sorun Z kuşağının ayak seslerini hisseden ik yöneticilerini panik hale getirince bizde meslektaşlarımızla zirvede beyin fırtınası yapalım dedik. Y kuşağının bütün “değişen dünyaya uyum sağlamalıyız, biz fark yaratmalıyız” uyarılarına rağmen mevcut düzeninden taviz vermeyen y kuşağını 2 sene bir şirkette tutunca kendimizi başarılı sayıyorken şimdi Z kuşağı şöyle bir karakteristik yapı ile geliyor:

Bağımsız, özgür, mümkün olmayan hiçbirşeyin olmadığını düşünen, bireyselleşmeyi önemseyen, kuralları ve zaman harcanan rüyaları gereksiz bulan, kendi serüvenlerini yaşamak gibi misyonları olan özveri kelimesini kendilerince yorumlayan bir kuşak olarak karşımıza çıkıyorlar. İyi niyetli hissettiklerinde sonuna kadar yardımcı olacaklarını da unutmamak gerekir. 2 yıl sonra okullarından mezun olup takım arkadaşlarımız olacaklar ve onlarla birlikte hareket etmemiz gerekecek. Hazır mıyız! ( Bu ünlem aşırı derecede umut aynı zamanda da endişe içerir)

Bu zirveye bence imzasını; teorik bilgileriyle, Türkçe’ye sahip çıkmasıyla, duruşuyla, sosyal medyayı ve başarılı şekilde yönetmesiyle farklı olduğunu sunumun başından sonuna kadar hissettirmesiyle açık iletişimden yana olması, alçakgönüllü ve hümanist tavrıyla M. Özbilgin ( Brunel Üniversitesi Davranış ve İnsan kaynakları Profesörü) atmıştır.

Kendisinin hep manşetlik cümleleri vardı, tamda içinde bulunduğumuz derde yönelik reçete gibi. Sorunlara saptama yapıp reçeteyi de yazdı:

  • Yeni gelen kuşaklar sizin küresel değerler zincirimize bakıyorlar, Şu net ki: global anlamda değer yaratacak üretim yapmamız gerekiyor.
  • “Farklılığı yönetmek değerler çerçevesinde olmalı”
  • “Yeni mezunlar bırakın kravat takmayı, kıyafetlerine karışılsın dahi istemiyorlar”
  • “Dinlemek çok tehlikeli bir şey, dinliyoruz ama harekete geçmiyoruz”
  • “Fartklılık kurumsal dönüşüm ve değerler çerçevesinde çeşitlenen bir süreç”
  • Farklı insanları işe aldığımızda onların farklılıklarını destekleyecek şekilde sistem dizayn etmelisiniz”
  • “Makine ne yaptığıyla ilgilenir,insan ise nasıl yaptığıyla”
  • “Hor görülen ya da külfet olarak görülen farklılıklar var. Kavramlar üzerinden nerede olduğumuz değerlendirilebilir. Farklılığı doğru yönetmek istiyorsak ki, farklılığı külfet olarak görmektense potansiyel olarak görmeye geçmemiz gerekiyor.”
  • “Çeşitliliği yönetmek nasıl zaruri bir yetkinlik aslında, mesela dilimizde şöyle bir cümle var “N’aber değişik!”
  • “Çalışanın kendisini ifade etmesine izin vermek lazım”
  • “Nedensiz beraberliklerimizi korumamız gerekiyor”
  • “Farklılığı eğitmek yerine kabul edip yönetebilmek gerekiyor.”
  • "Anlaşılmak benim için önemli ama farklıyım. Farklı olma hakkımı korumak istiyorum."

Alkışlarımı tasarruflu kullandığım doğrudur. Bu nedenle ayakta alkışladığım bir paylaşımı daha belirtmek isterim. Bu paylaşım cinsiyet eşitsizliği üzerine,

  • “Sorun kadın yöneticide değil, sorun kadın yöneticiye yabancı kılan sistemde...”

Peki cazip işyeri nasıl olur? derken bir konuşmada Z kuşağı temsilcisi beklentilerini anlattı. İşte en doğrusu da bu tahminden önce onları dinlemek Neslihan Sezer( Pernod Ricard Menat Human Resources Director) sundu Görkem Kamar ve ( Robert College öğrencisi anlattı can kulağı ile dinledik. Yeni nesil çalışanlar işyerinden ne bekliyor sorusuna en doğru cevabı verecek kişiydi. Bir dönüşüm içinde olduğumuzu şu şekilde anlatmak isterim, İk profesyonellerinin cevabını aradığı "Sizi neden işe almalıyız?" sorusunda karşılık Şimdi Z kuşağı soruyor "Neden sizin şirketi seçmeliyim" . Durum net mi 🙂

Geleceğin işveren markası trendler nelerdir? Biggloyalty Global firmasından Enis Karslıoğlunda işveren markası çalışmalarının önemini vurgulayarak, piknik, ödül, çeyrekk altın üçlemesinden sıyrılıp iletişim sistemine boyut kazandırarak uygular hale gelmemimizin öneminden bahsederek geliştirdikleri uygulamayı anlattı. Burada şirket içi kurdukları intranet sistemi ile iletişimi ön plana çıkarıp etkileşimi artırarak şirketi çalışılacak değil yaşanılacak yer hale dönüştürdükleirnden bahsetti.

Bu arada şunu da söylemeden geçemeyeceğim; Şuana kadar gittiğim zirveler içerisinde istisnasız çıkıştaki sandalyelerin bile tıklım, tıklım dolu olduğu, zaman yönetimine değer veren bir zirvede olmak bilginin yanında keyifte verdi.

Son olarak önemle üstünde durduğum ve eklemek istediklerim var.

Ali Ayaz’ın işine olan heyecanı kesinlikle yadsınamaz, yoksa zaten böyle güzel başarılara imza atılamaz bu bilgi cepte, lakin; bilgiyi sindirmiş her türlü durum, olayları sakin karşılama şekli, onu farklı kılan karakteristik özelliği, kendisine dair yorumumu da yazmadan geçemediysem sıra gelmiştir ki kendisine teşekküre,

Değerli Ali Ayaz’ a, bu sektöre yön veren Employer Brand Summit’in birbirinden özverili çalışan değerli ekibine nazik davetleri için teşekkür ediyorum.