İnsan kaynaklarının bel kemiği haline gelmiş olan önemli zirvelerden biri olan MCT zirvesi bu senede & now adıyla dijitalleşme sürecini tema olarak seçti,  “Dijital Dünya, teknolojik dönüşüm ve insan kaynakları”.

MCT bu zirvede paralelde gerçekleştirdiği pazarlama zirvesi, future of work zirvesi, dijital liderlik zirvesi, be dijital deneyim alanı gibi organizasyonlar düzenleyerek yeniliği uygulanabilir kılmanın imkanlarını sundu.

Bu zirvedeki paylaşımlar genel anlamda ana hatlarıyla yapay zekanın gelecek 10 yılda hayatımızın hemen her alanında etkin bir rol oynayacağına dair içeriklerle yol haritası sunmaktadır.

Sunumlarda; yapay zekanın, sanıldığı ve yanlış yorumlandığı gibi insanların işlerini elinden alan bir tehdit değil, doğru yeteneği bulma ve koruma sürecinin temel destek kaynağı olmaya aday olduğu, bu süreçte eğitim sisteminin akıllı yapay sistemlerinin  sahip olabileceği beceriler yerine insana özgü duygusal zeka ağırlıklı becerilere odaklanması gereği vurgulanmıştır. İnsani değerlerinin daha ön plana çıkacağı zamanlara geçeceğimiz için şu yorum mevcut durumun özeti gibi değerlendirilebilir:

İnsan kaynakları yakın gelecekte hangi alanda nasıl önem kazanacak diye düşünecek olursak: insanlar yapay zekanın yetersiz kalacağı; duygusal zekanın, hayal gücünün, ilham kaynağının ve ikna etkisinin rol oynadığı, otomatizasyonu mümkün olmayan, insan odaklı işlerde gelişecekleri aşikar hale gelecektir. Tabiki de bu dönüşüme temelden hazırlanmak ve bu nedenle eğitim sisteminin de evrim geçirmesi gerekmektedir. İnsan faktörünün daha rafine şekilde iş hayatında etkin rol oynayacağı konusu her defasında konuşmaların özünü oluşturmaktaydı. Bu değişimde çalışanda aranan kriterlerde, kalite kontrolü, otomasyon gibi becerilerin yerini yaratıcılık ve duygusal zeka almaktadır.  Asıl dönüşümü başlatmak için Tanyer Sönmezer’in şu iki önemli sorusu katalizör görevini görmektedir: Ben değilsem kim?, Şimdi değilse ne zaman?

Dijitalleşme sürecini konuşurken gizil ve tüm süreçte baskın bir rol oynayan işveren markası süreçlerinin etkisi tabiki de konuşuldu. Dijital ve mobil, aday ve çalışanların işe alım, performans değerlendirme, koçluk & gelişim gibi süreçlerdeki deneyimleri paralelinde organizasyonun kamuoyuna yansıyan itibarını direkt olarak etkilemektedir. İşe alım süreçlerinde oyunlaştırma video ve VR similasyonları, yapay zeka temelli değerlendirme araçları ve yine yapay zeka temelli görüşme uygulamaları daha sık ve etkin kullanılmaktadır. Kullanılan sistemler insana özgü duygusal zeka prensiplerinin gözetilmesi halinde etki yaratmaktadır. Şu konuda hemfikir olunacağı kesin ki; bu zamana kadar gerçekleştirilen insan kaynakları uygulamalarının dijitalleşme sürecine geçilirken insan odaklı olarak yapılandırılır hale gelmesi firmayı başarıya götürecek asıl etkendir. Burda önemli bir çıkarım yapıldı ki etkileyiciydi: biz daha problemi tanımlarken, problem değişir hale gelmiştir. Bu yüzden tasarım odaklı düşünce eskisinden çok daha önemlidir.   Bu durumun bir artı özelliği de yapay zeka ve artırılmış gerçeklik ile kendimiz, birbirimiz ve ilişkilerimizle ilgili bilgi daha da görünür ve algılanabilir hale gelmektedir. Yaratıcılık yakın gelecekte en kritik 3 beceriden biri haline gelecektir. Yakın gelecekteki odaklanılan temanın ne olacağına dair bir önsezi; yapay zekaya karşı insanlar değil, yapay zeka ile insan ortaklığı kavramı üzerine oturtulacaktır.

Bu yıl eş zamanlı oturumlarda yer alan liderler kahvesi de ik bloggerların paylaştığı sunumlarla sahanın bir farklı gözlerle yorumlanış şeklini zirve konularıyla harmanlanmasını sağlamıştır. Her açıdan paylaşımın yapıldığı bu zirvenin gelecek seneki teması ise gidişatın ne yönde evrileceğine dair bilgi verir niteliktedir: “çevik liderler, çevik şirketler”.