Her yeni kuşağın da, kendisinden önce gelen kuşaklardaki insanlara göre hayattan daha farklı ve daha fazla istekleri oluyor.  İş dünyasına yeni giren bu taze ve daha az işlenmişliğe sahip yaratıcı beyinlerden, bildiğimizi unutmak pahasına öğreneceğimiz çok şey var. Bu dönüşüme bizi y kuşağı bir nebze de olsa sorgulayıcı tavrı hazırlamıştı. Onlar uyardığında anlamayan sorgulamayan işletmeler bu dönüşümü biraz zor yaşasa da gerçek bu; istikamet yöneticisiz yönetim (Holokrasi).  Hazır mısınız?

Z kuşağı, Y kuşağına göre daha rekabetçi, kaynaklara ulaşmada daha sabırsız, daha çok özgürlük düşkünü, çok görevliliğe(multi-tasking) daha alışkın, daha fazla girişimci ruhlu. Bu farklılıklar onların bakış açılarını şekillendiren temel etkenler. Daha açık belirtmek gerekirse;

  • Daha küçük ve çevik takımlarla çalışıp, daha dinamik liderlik talep ediyorlar.
  • Kariyerlerinin ilk 10 yılında hayallerindeki işte ve pozisyonda çalışmayı bekliyorlar.
  • Z kuşağının bir uğraşıya ayırdığı dikkat süresi çok az. Ama multitasking özelliği gelişmiş bir yapıdalar.

Dijitale doğdukları için, yorum yapma kabiliyetleri 140 karakterle sınırlı olduğu için onları cezbetmek, çalışmak için tercih edilesi bir şirket olmak istiyorsanız; kurumsal iletişimin daha açık ve teşvik edilesi bir dil kullanması gerekiyor.

Yeni Çağ’ın temel yapı taşları  ‘güven, hoşgörü, saygı ve paylaşım’ olarak tanımlayabiliriz.  Çalışanlar üretmek isterken şirketler yönetme derdinde. Holokrasi, bu çelişkinin temel alındığı düzene cevap olarak kendiliğinden doğuyor!

Holokrasi tanımlayacak olursak; yöneticilerin, unvanların vb. olmadığı, çalışanların yüksek bilinç, sorumluluk ve yetki ile kendi kendini yönettiği bir sistemdir.

Bu neslin ihtiyacı olan lider modeli: onlara hareket alanı sunan, anlamlı amaçlar sağlayan, hiyerarşiden kurtulmuş, çevik, girişimci bir çalışma atmosferi ve kurum kültürü yaratan,  onların bilgiye anında ulaşımını sağlayacak yapıyı inşa eden bir porfildir.