YETENEĞE ODAKLANALIM!

  Yetenek odaklılık konusunda gelenekselle şimdiki anlayış arasında değerlendirme yapalım. Açıkçası biraz da yeteneğe odaklanalım onun üzerinde tartışalım istedim. Mesela şöyle sert ve iddialı bir giriş yapalım. Geleneksel anlayış yanlış yere odaklanmaktadır. Tavsiyeleri gerçeğe çok yakın sapmalar içerir. Fakat yaratıcılık ve yenilikçilik düşüncesini ayrıntılarda keşfedebilirsiniz. Geleneksel yönetimdeki anlayışa tam odaklanıldığında hedefi nasıl ıskalandığı görülebilir. Geleneksel yönetimdeki şu özelliklere bir bakalım: Bir insanı, deneyimine, zekasına ve kararlılığına bakıp ekibinize katın, Ondan beklenenleri, doğru adımları tanımlayarak açıkça belirtin, Onun zayıf yanlarına odaklanarak geliştirmek için destekleyin, Öğrenmesi ve terfi etmesi için önünü açın Bu tavsiyelerde hiçbir yanlış yönlendirme...

Doğuş Üniversitesi İşletme ve Finans Klubünün Kongredeki Başarısı

Geçtiğimiz günlerde Doğuş Üniversitesi’ nde başarılı bir organizasyona daha imza atıldı. Bu sefer bu başarının mimarı İşletme ve Finans Klubu’ndeki genç, başarılı yönetici adaylarıydı. Sektörün önde gelenlerini 3 gün boyunca öğrencilerle buluşturdular. Doğuş Üniversitesi Dekanı’nın açılış konuşmasıyla başlayan bu başarılı organizasyonda konuşmacılar; girişimcilik, ekonomi, IT, e-ticaret, yönetim, oyunculuk, spikerlik, mobil pazarlama, sanayi ve ticaret, ücret yönetimi, sosyal medya yönetimi, kentsel dönüşüm, lojistik, iş stratejisi, gelecekteki meslekler, işveren markası yönetimi vb. konularda gençlere bilgi aktardılar ve merak edilenleri cevapladılar. Bu kongrenin bir ilk gerçekleştirdi. İşveren markası yönetimi Türkiye’deki üniversitelerin kürsülerinde ilk kez konuşulmuş ve gençlere aktarılmış...

Beyninizdeki Database’i Yönetin! – 2

Yüksek güven sahibi olun!: Beyniniz muhteşem bir sırlar dünyası, siz nasıl düşünürseniz beyniniz size onu sunuyor, beyninize hükmetmekle siz aslında hayatınıza yöne veriyorsunuz!. Bunu yönetmekte sizin elinizde, siz nasıl düşünürseniz beyninize verdiğiniz mesajlarla size onu yaşatır. Hafızalarını kontrol altında tutmakta zorlanacaklarına inananların, gerçekten zorlanacaklarına yönelik araştırmalar olumlu sonuç vermektedir. Dolayısıyla siz nasıl düşünürseniz o’ sunuz! Beyninizi gereksiz yere meşgul etmeyin!: Basit işleri hatırlamak için teknolojiden yararlanın!. Beyninizi daha kaliteli verimli daha zor işler için kullanın. Unutmayın, beyin mucizevi ve sırlarının sadece %6 ‘sını kullanmayı bildiğimiz daha çözülememiş muhteşem bir kutu. Öğrendiklerinizi sürekli tekrarlayın!: Uzun süreli...

Beyninizdeki Database’i Yönetin!

Birçok başarılı iş adamı ve CEO’nun beyinlerini yönetme şekli tek başına bir başarı formülü olarak nitelendirilebiliriz. Bu yöntemler pek çok CEO’ya göre değişse de çoğunun zihinlerini belli odaklar belirleyerek çalıştırdıkları aşikardır. Bilgileri sırasıyla, listeliyorlar, programlıyorlar ve arkaya atıyorlar, gerekli gördüklerinde nasıl kodladıklarını bildikleri için geri çağırabiliyorlar. Tabi bu sırada uzun aralar vermiyorlar bu beyin jimnastiğine!. Bilgiyi en çok zihinde tutma şekli hikayeleştirmek. Yani soyut değerlendirmeden somut ve bilinen deneyimlere dönüştürüyorlar. Bu hikaye oluşturmayı da kendinize göre şifreler vererek, hatırlamak için ise rutin tekrarlayacağınız bir gün olabilecek belirli bir gün seçin. Taze bilgiyi ve her an...

Biraz Sağduyu – 2

Anlam verme: Her olumlu gelişen olayın arkasında birilerinin iyi niyetinin, hoşlanmadığımız her olayın karşısında da birilerinin kötü niyetinin olduğunu “düşünebiliriz”. Sürekli bir anlam verme dürtüsü vardır peşimizde mantığımıza anlatmaya çalışırız her daim. Bir durumun bilinçli bir eylemin sonucu olmadığını kabul etmek zordur. Sosyolojinin bu kişiselleştirilmeye çalışılan dünya görüşüne karşı bir dik duruşu vardır. Biz farkına varmadan sosyolojik olarak düşünürken insanlığın devinimsel halini, sosyoloji davranışlarımızın o arkasında yatan gerçeklikleri, yani insanların karşılıklı bağımlılığının çok katlı ve grift ağlarını çözümleyerek anlamlandırmaya çalışır. Bilmedikleştirme: Sosyoloji “sakinler” içerisinde herkesin yanıtlamaktan çekindiği, sorulduğunu bile hatırlamadığı sorular sorar, yani o rahat,...

Biraz Sağduyu

Bu konuyu, insanı erdemli yapan özellik olduğu için önemle vurgulamak istedim. Normalde bu cümle en zor ve en karışık zamanlarda kendimize yönelmek ve durumu sağlıklı sorgulamak için söylediğimiz bir ünlem cümlesidir. O zaman bunu birde sosyolojik açıdan değerlendirelim. Bu bizi erdemli kılan özellik incelenmeye değer!.. Normalde mezun olduğunuz bölüm sorulduktan sonra “mezun olduktan sonra ne işine yarayacak?” diye bir soru cümlesiyle karşılaşırız!.. Çok değerli bölümler vardır ve siz kendinize göre bir yol, yöntem belirlemişsizindir ve sizin verilecek klasik olan cevaplarınız vardır!.. Bu soru bana sorulduğunda “yalnızca kendimi geliştirmek için okudum” derdim… Benim üniversiteyi okurken herkesten...

Küresel Yerelleşme – 1

Dünyada küreselleşme hareketlerinin hızla artması neticesinde, insanlar diğer ülkelerle daha fazla ilgilenmeye başlamışlar ve yerel pazarlardaki müşterilerine ilaveten uluslararası pazardaki müşterilerini de portföylerine ilave etmek için yoğun bir çaba içerisine girmişlerdir. Kültürün temel taşlarından biri olarak kabul edilen dil konusu da incelenmiş. Dünyadaki diller incelendiğinde her ülkenin kültürel özelliklerini taşıyan kendi dilleri olmasına rağmen, ilaveten dünyanın diğer dillerini de takip ettikleri gözlemlenmiş. Görüşmelerde nasıl davranılması gerektiği gibi önem arz eden durumlar ortaya çıkmıştır. Ülke kültürleri analizinde, iş görüşmesi yaparken, sosyal aktivitelere katılırken davranış biçimlerinin nasıl olacağı, randevularınızda nelere dikkat edilmesi gerektiği, hediye alışverişinin nasıl gerçekleştiği,...

Düşmanınızı Tanıyın: Alışkanlıklar

Alışkanlıklar, düşünmüyorken yaptığımız şeyler olarak tanımlanabilir. Bizim için iyi çalışan alışkanlıklar harikadır, istikrarımızın temelidir. Ama zaman değişiyor ve alışkanlıklarımız amacımıza hizmet etmez hale gelirler. Siz yüksek iradeye sahip güçlü hisseden birisi olsanız ve devasa gücünüz bile olsa küçücük ama çok alışkanlıklar sizi bir yere bağlar. Bu küçücük ve önem vermediğimiz alışkanlıklar çok sayıda olduğu zaman bizi sımsıkı tutarlar. Buna en uygun verilecek uygulama Hindistan’da fillerin nasıl terbiye edildiği örneğidir. Küçükken ve henüz çok küçük değilken, bir ayakları yerde sabit bir yere bağlı kalırmış, Yavru fil kendini kurtarmak istediği halde bunu başaramazmış, Fil büyürken ve güçlenirken...